27 Ocak 2014 Pazartesi





"Şehit tahtında Rabbe gülümser,

Ah binlerce canım olsaydı der!"

EY ŞEHİD!

yemeni az tuttuk,
içmeni,
giyinmeni!
umutlarınla oynadık,
hayallerini yok saydık,
gençliğini, hiçe!
az biraz derken,
sona geldi hikayen...
herşeyin az,
ey şehidim!
hiç olmaz ise,
toprağın...
bol olsun!
yeni vatanın,
yine toprağın!
...
toprağın altı döşek,
melekler serecek!
üşümeyeceksin...
üstünü,
rabbin örtecek!
...
azını senin ömrünle,
çoğaltmak isteyenler...
az bırakanlar seni...
yukarda kalan toprakla,
geride kalanlar yani,
doyuracaklar gözlerini!
...
şuheda devletine,
hoş geldin diyecek,
şehid çocuklar...
utanacaksın halinden...
benden,
ne de genci varmış,
diyeceksin!
....
hayatı anlamlandıranların aziz hatıralarına!

fehmi demirbağ

26 Ocak 2014 Pazar

unutmak ihanettir!



ÇOCUKLUĞUM


unutmak ihanettir,
unutmak sevdaları...
...
hainlerle doldu yeryüzü,
insanlığa ihanet edenler,
işgal ettiler,
dünyanın başkentlerini...
cinayetle başladıya,
hikayesi insanlığın,
geleneğe devam!
en kolayı öldürmenin,
çocuklara...
çürük binalar yap!
yıkılsın, altında kalsınlar,
aç bırak!
seslerini nasıl duyursunlar!
yağmur ol yağ bombalarla,
kefensiz gömülsün,
minicik elleri!
annesiz bırak, babasız,
diri diri gömülsünler!
sevgisizlik mezarlığında,
acımasızlık taşını,
dikin başucuna!
en moda ölüm biçin onlara
hele ki müslüman çocuklara,
mazeretiniz olsun,
petrol kuyuları,
gayri safi milli hasılalar!
siz hala bir çocuk öldüremediniz mi?
beceremediniz mi?
üzülmeyin,
cinayetten pay almak,
çok kolay!
susmanız yeterli!
görmezden gelmeniz cinayeti!
ya da çalın hayatlarından,
öldürmek kadar kutsal, hırsızlık,
marka marka kemirin,
çocukluk düşlerini!
okutun, yetiştirin,
onları da ihanet şebekesine,
kaydettirin!
öldüremediklerinizi,
kendinize benzetin!
önce unutmayı öğretin,
kendileri olmayı bilmesinler,
unutsunlar insanlığı!
şen kahkahalarla başlayın derse,
girsinler kümese!
yemleyin; dizilerle, filmlerle!
banane demeyi öğretin,
sokakta bir kediyi tekmeletin!
sanane desin ardından!
bencil olmayı öğretin,
adına da kendi ayaklarıyla durmasını,
öğrensin deyin!
merhamet musluklarını kesin,
ağlamayı hemen kessin!
ağlayan çocuk,
dil kullanmakta aslında,
itiraz etmekte yanlışa,
sesinizi yükseltin,
soru sormasına müsade etmeyin!
...
dünyanın masumlarını,
çocukları...
nasıl bir canavara dönüştürüyoruz,
asla bilmesin!
ona çocukluğunu unutturun,
işte bu!
asıl akla gelmez sorun!
hitler çocuk değil miydi?
şimdilerin esedi?
tarihteki onlarca zalimin hikayesi,
büyümüş çocukların,
küçük çocukları katli!
...
insanlık sevdası lazım bize,
hafızası kaim!
unutturmayın asla çocuklara,
çocukluklarını!
...
nerden bilsinler,
korkmayı, sevmeyi, nefreti?
emerler annelerinden süt gibi,
dünyanın bütün çocukları,
her bir kelimeyi!
...
ya çikolata tutuşturun ellerine,
ya yetim deyip geçiştirin...
onları sömürün,
taze etlerini kemirin!
okullar kurun,
mezar misali bedenlerinde,
insanlıklarını kurutun!
...
beşeri ideolojilerinizle,
rablerini unutturun!
deliler gömleği giydirin,
ergenlerine,
tornadan geçirin,
tesviye!
nasihat edin veresiye!
...
 içimdeki çocuk,
yazdırdı bu satırları!
satırbaşı;
çocuk ruhlu olanlara,
okutun sizde,
bu yazılanları!

25 Ocak 2014 Cumartesi


"Dile gelse zerre,
çıldırır kelimeler!"
HOCAM!


cahilim! aldanma bana...
günah bana! tevbe sana,
isyan bana! af sana!
anlasana!
lokma bana, talkım sana!
ümmet perişan,
halden anlasana!
saraylar bana, çul sana!
ayet bana, hadis bana,
bir de kulak tıkamasa!
...
estenüzü billah,
bismillah!
düzenin aydın din adamı,
alınca eline kitabı,
hesaplar maaşı!
...
bu ruhbanlar nerden türedi,
dinden geçinenler!
resul müminler dedi,
insanlar dedi, rabbi!
...
mimarı biliriz,
kainatın mimarını!
doktoru da biliriz,
şifa vereni de,
öldüreni de, dirilteni de...
bilemedik lakin,
bize öğüt vereni!
beddua edeni!
din adamını!
...
madem demindesin ömrün,
biz sustuk,
hep sen söyledin,
bu da benim sana sözüm;
"varlık putuna tapınma,
yokluğa kul olursun!"
kabahat çekirdeği ekme tarlana,
uğrarsın hüsrana!
tarla ki ahirete...
kibir, ihtiras...
gözlere perde!
bak ademoğullarına,
tarihte benzeri birçok sahne,
ibret!
görmek isteyene!


SÖZÜM "BELAMLARA! TAĞUTA TAPINANLARA...

fehmi demirbağ

“Beni bırakıp nereye gidiyorsun ?” demek değil, 
”gittiğin yerde dualarımla ben yine seninleyim” diyebilmektir sevmek !


Seni yazdığım surece, beni okumaya mecbur kalacaksın.






SEVGİLİYE!

"Bana aşk/ını helal et!"





Hayat uzaklaştıkça, ölüm yaklaştıkça ve ben alıştıkça... gönlünde pas tutmuşum ey yar!


İlk günlerimizi hatırlıyorum da yanlış yapmamak için konuşmaya korkardık. Gün oldu, devran başa döndü; yine konuşmak nedir, unuttuk!

Huzursa adın, senin her zerrene muhtacım.
Sayende, ey, yar!
Ne kadar uyutmuşsan artık beni, uyuyamıyorum geceleri...
Pulsuz, isimsiz, cisimsiz mektuplar bırakıyorum rüyalarına her gece!
ihanet hançeri o geceler,
kâbus/ların tur atma vaktidir,
kaçışır hayallerim; bir o yana bir bu yana,
asılı kalırım sensizliğin kuytularında..!
geçsin diye zaman,
kavuşsun diye sabah dünyaya;
Yüreğinin hesabını tuttuğum, 
her hecesine sayfalar doldurduğum kitabını okuyorum! 
Sonra sanırım, bağışla beni; unutuyorum!
Kuruyorum, soruyorum...çıldırıyorum!
Gececi bulutlardan gam süzüldüğünde,
sana üç kelime sualim olsa.! Sevgi nedir, hasret nedir, özlem ne ? Bulduğun her cevapta helalim olsan..!

Rabbim ne güzel sevdirdi seni bana, 
nasıl sınadı, yüreğimi aşkınla?

Gülüşün, gülüşüm olduğundan beri...
Üzüldüğüm günlere üzülüyorum.
Kurak çöllere düşen sevdamız,
artık seraplar görecek aşkımız diyorum...
vazgeçiyorum, aslında... diyemiyorum...
Sen yine de, 
"Gönlünün sevdayı bulduğu gün,  
kendini bildiğin gün, benim gibi olduğun gün gel!"

Ey! Bu yüreğe saklanmak istediğin icin değil,  
sevdiğim için yüreğime sakladığım...

Evet, yoksul/um... Çünkü, senden yoksun/um..!

Bil ey yar; senin için sarfedeceğim çaba!
Var olma ihtimalinin imkansızlığı kadar büyüdü...

Söyletme beni; Ne mutlu bana; üzerine yakıştığım...
ama yapışmadığım bir aşk bıraktım aklında.

Hem ki, "Sevgili" nedir ? "sevdiğim" diye bir sözcük varken!
Kurulacak bütün cümleleri tamamlayan!
Düşmese de merhamet duygusu yüreğine, 
ben razı oldum payıma düşene...
Bağırmak isterken gitmelere düğümlenir sözcükler, iç yanar dil susar.
Sahiplenmeyi unutup vazgeçtiğimiz bir aşk kaldı ardımızda!
sen iyisi mi yar;
helak ettin ya beni...
bir de aşkını helal et!

fehmi demirbağ

24 Ocak 2014 Cuma

bugün


KARNE ALDI ÇOCUKLAR!
bugün karnelendi çocuklar,
dün gibi...
dedemin memleketi pınarbaşında,
yirmibir can,
ayrılık ya da vuslat yolunda,
azrailden alıverdiler karnelerini,
trafik kazasında...
eğitimde bitti,
onlara öğretimde...
cehalet fena öğretti,
trafik teröründe,
yirmibir can,
dünyaya veda etti!
ve hala dünyalık derdinde
olanların kavgası,
yorgan davası...
hakimler ve savcılar,
yüksek kurulunda...
beah! isme bak yahu,
nasılda havalı!
duble yol vaadi ile,
iktidar olanlar,
yolsuzluk şüphesinde...
beriki beddualı ihtilal!
karne alacağız ne gam!
hesap vereceğiz, ne ala!
memleket tarumar,
iktidar olmak tek sevda!
alnı secdeliler, güya!
dünyaya kazık çakma rüyasında!
kaza yaptık, hala anlamadınız mı?
gaflet uykusunda,
76 milyon can,
can vermiş çakmadınız mı?
şiirden çıkarılacak tek payda,
hadi onuda ben söyleyeyim;
KARNEMİZ ZAYIF DOLU,
TEVBE İLE DÜZELTELİM!

fehmi demirbağ

mübarek olsun!






HAYRLI CUMALAR!

CUMARTESİ resmi tatil,
israil oğullarına ikramımdır!
PAZAR çan sesleri şehirlere yayılır!

heryer kapalı,akşamına tez ulaşılır.
PAZARTESİ sendromum var!

çalışmak boş iş, neye yarar?
SALI malum, sallanır!

hafta sonuna programlar ayarlanır.
ÇARŞAMBA çanağa döndüm,

hafta bitti şaşkına döndüm.
PERŞEMBE ön mubarek gün!

yarın tahsilat günü, sanki ölüm.
CUMA; müminlerin tesellisi!

beddua ile geçti bütün gün!

OCAK, tutuşan...
ŞUBAT, kısa günlerin olası,
MART de ki doğduğum ay,
siz ki yakın kazma kürekleri...
NİSAN ıslak ıslak,
MAYIS capcanlı,
HAZİRANDA ölmek zor!
TEMMUZ Akdeniz akşamları,
AĞUSTOS, zafer ayı...
Hoş geldin hüzün, EYLÜL ile,
EKİM ektiğini biçesin,

KASIM, topraktansın kasılmak niye?
ARALIK bırakmayın, kapatın...

GÜNLER VE AYLAR ARASINDA TÜKENDİM!

ASLINDA ÖMÜR BİR GÜNDÜR,
365 DÜN' DÜR!


fehmi demirbağ

23 Ocak 2014 Perşembe

ÖNCE VATAN!




Düşündüm de sen bir şehit yakınısın üstelik olay yeri sana çok yakın, çünkü; o yürekte ben şehit düştüm.

VATANIM!

polis amca tutukla beni,
bay savcı, ağır cezalar iste bana,
hakim bey, kır kalemimi!
ben nedensiz sevdim!
suçluyum...
suçum,
nefret toplumunda,
yüreğimi nakşetmek,
yüreklere!
densizlik benimkisi,
ben tutkuyla,
ben ölümüne sevdim!
gardiyan,
derin hücrelere sal beni!
vatanım yarim,
hürriyetsiz koman beni!
türkümün adı sen,
sen güzel ülkem!
ağıtlar sana,
figanlar!
sensizlik ölüm bana!
okunmayacaksa selalar minarelerinden,
çocuklar doldurmayacaksa camilerini,
besmelesiz çalınacaksa kaşıklar çorbaya,
ay yıldızım semamda olmayacaksa,
tutuklayın beni...asın parçalayın!
ben karşılıksız sevdim seni, vatanım!

fehmi demirbağ

BU HABERİ PAYLAŞALIM LÜTFEN!



ACİL KAN ARANIYOR!
Acil kan aranıyor,
kansız bırakılan yurduma...
ilim, kültür, sanat grubundan,
pozitif olanından,
acil kan!
yurdum ki sapasağlamdı,
birşeyciği yok idi,
aniden yığılıverdi!
meğer içi çürümüş,
ciğersiz kalmış misal,
şefkatsiz, merhametsiz...
kalbi duralı çok olmuş,
alabildiğine hissiz!
1699 da kaldırıldı hastaneye,
bir sürü yarım doktor,
canından...
bir sürü yarım imam,
ediverdiler imanından!
uzunca süredir komada!
operasyonlar üstüste!
organ nakli 23'te!
ara ara gözleri aralanmakta,
makinaya bağlı yaşamakta!
bazen cılız bir ses,
milletim nerede?
acil kan aranıyor!
yurdum acilde!
millet nerede!

fehmi demirbağ

22 Ocak 2014 Çarşamba

şart olsun!




BİR, Kİ, ÜÇ OLSUN!

kelimelerime itiraz edenler,
kelime merhem ola!
kelime can gerek,
kel kaldı yüksek tepeler!

yüksek yerlerde,
alçak çokça adam!
çok adam,
pantalonlu madam!

tırlakça söylendim,
manyaklar içindeyim...
bir gün önce,
sevdiğini söylediğini,
parçalayan hayvanlar!

yaradana ihanet,
nefsine tapınanlar...
ten gerisinde,
şeytanı yüceler!

yazdım...
bunları bir kenara...
yazdım...
kışa döndüm,
dönmedim lakin,
söveceklerimden...

SÖYLENDİM'


AYDIN MISINIZ? AYDINLI MI?

"led" devrindeyiz...
murat ile murad misali,
let deyin siz!
dev hizmet!
aydınlatmada devrim,
ampüle inat!
dev-led!
ya da devlet!
cüce değil yani!
baştan savma,
iyi iş,
sarfiyat az,
kımıldatmaz sayacı,
öyle mi hacı?
sen söyle savcı!

AHANDA ENERJİ,
AHANDA SİNERJİ...

SEN HALA ANLAMADIN MI?
"AYDINLIĞA AÇIK,
KARANLIĞA KAPALI!"

BANA SLOGAN SÖYLE,
2023;
BİR FİTNE Kİ;
TURBOGÜÇ!

LEDDUALI!



PARAnormalACTIVITY

acı çeken çocuklar,
acının fotosunu çekenler,
üzülüp te kafayı çekenler,
çekip gidenler...
çeki karşılıksız çıkanlar,
çekirdek çitleyenler,
...
ne "çek" miş be!
"mek" mastarı!
'ekmek' in yarısı yani!
ektiğini biçenlerin,
yurdunda,
bunlar normal yani!

HADİ YİNE AĞLAYALIM!

21 Ocak 2014 Salı

YENİ YASADIŞI ÖRGÜT


EBABİL




ebabil demişlerdi kendilerine,
ebrehenin fillerine,
ve bilumum zalimlere,
harp açan üç-beş adam!
yasadışıydılar,
dünyaya göre...
yaşları yirmilerinde,
inançları zirvede!
yeminleri vardı;
bu düzen değişecek!
mazlumlar, gülecek!
eylem içindeydiler, her daim!
her vakit, beş vakit!
adlarını duyan titrerdi,
illa ki, her zalim...
ömer gibi adil,
osman gibi merhametli,
bekir gibi sadık,
ali gibi de yiğit!
önderleri tek; hz. resul!
istanbul'da zuhur eden,
bir yeni örgüt!
bu şiir okunup bittiğinde,
kurulan!
kalem silah!
kültür ordu!
kitap parola!
üniforma, selam!
onlar,
ebabildiler,
ebrehenin fillerine gönderilen!
onlar, bildiler;
"hiç bilenlerle, bilmeyenler,
bir olur mu?"

20 Ocak 2014 Pazartesi

YALNIZ MIYIM?

MEZARDA GİBİYİM
SURİYE'DE SUÇSUZLARA SUSSUZ KALDIK!

hani,
karalarsınya bir şeyler,
can sıkıntısından...
önündeki kağıda,
toprağa, duvara!
bende topraktanım ya,
bende karalandım!
sıkıldı bir şeylere,
birileri...
önce beni karaladı!
inançlarımla karalandım,
değerlerimle...
ben, karalandım...
ben paralandım!
paralanınca birileri,
önce beni,
inançlarımdan,
değerlerimden dolayı,
paraladı!
canlar sıkılınca,
"Can"lar sıkıldı!
birileri,
her kimse onlar;
önce dedemi,
babamı sonra,
beni...
kundaktaki bebemi!
dönülmez zamanlara mıhladı!
kan dondu,
zaman intikam peşinde!
iman tırsık!
nefesi ensemizde birileri,
efendice...
ınınnınnnnnn!
...
korku filmi!
...
sıkıldı birileri,
bizden...
aynı havayı solumamızdan,
varlığımızdan,
ırzımızdan,
inancımızdan...
yaramaz bir çocuğun,
istemediği oyuncağı gibi,
oynadı bizimle...
ve kırdı...
taaa fitne yerinden!
seni,
beni,
cümlemizi!
...
oysa...
bende,
sende...
aynıyız, herkes gibi!
bende doğdum,
doğduğumda bende ağladım...
...
senin kadar bende ıslattım altımı!
...
gaz çıkardım!
...
kanla ıslattılar toprağı,
topraktan gaz çıkartanlar!
...
sessiziz...
...
suskunluğumuzla boğacağız,
kendimizi...
katilin parmakları haybeye!
...
koca koca adamlar,
bebek gibi;
mışıl mışıl,
uykudalar!
uyku modundalar;
gafletin!
...
kitaptan pasajlar!
bilimsel;
bebekler uykuda büyürler,
annelerinden rüya emer,
şefkatle beslenirler!
uyu milletim uyu!
...
çocuklar uyurken,
sessiz olun!
ancak ölürken değil!
insanlığınız ölmedi ise!
...
karalandım,
kara çaldılar!
hak arayınca,
yalnızlığa saldılar!
...
devlet baba değilse,
anaboş!
...
orda kimse var mı?
...
korkuyorum!
...
mezarda gibiyim;
etraf karanlık,
etraf, loş!


19 Ocak 2014 Pazar

KÖREBE!


OYUNU GÖRDÜM


ölmeden ölme zamanında,
...
gaflet, delalet, ihanet!
üçgeni, şeytanın!
kör gerçek;
nesebi gayri sahih; garabet!
...
taassub yurdunda,
tasallut hadimleri,
musallatlar gani!
an ne ki, anlamsız,
doğuranlar fitneyi,
yeni ilahımız!
biraz mezhep,
çokça tarikat,
hiçsel hep!
harutun,
ve marutun izinde
hermes müminleri!
ah! kabbala!
kutsalımız kahve telvesi!
yokta sır!
var ise kısır!
dön babam dön,
emsile ile bina arası,
göz kalbinkisi,
diller nasır!
hocalar efendi,
nev zuhur köle, fakir,
izzet te ne?
iman gerçek hakir!
kemik mücevher,
saldırın müşrikler!
alın kellesini hüseyinimin,
ben ki,
tek kalmış mümin!
ar yok,
ırz da!
vatan teferruat!
günah bize reva!
ey resul,
kureyşten önce bize geleydin!
kız çocukları mı?
topluca gömülmekteler,
şirkin kültür toprağına!
şarap müslüman kanı!
zina; neslimize...
geleceğimize!
ölmüşüz zahir!
beş vakit kılınmakta namazımız!
zekat alınmakta; haracımız!
post post kurtlar,
bizim gibiler...
hepsi bir masum, bir kuzu!
üçyüzyıllık kış uykusu!
ingiliz,
amerikan,
alman,
fransız...
mahşerin dört atlısı!
yahudi;
mahallenin belalısı!
hizmet ehli, eyvallah!
lakin kime?
iktidar olmakta ne,
muktedir olmadıkça!
başımızda döner dolap,
alçakça!
geçim yolu,
ayetler, hadisler...
lakin geçilmez sırattan böyle!
...
din ve ayet işleri,
devlet su işleri!
bir de siyasiler,
sinsiler!
piyonlar, toplar,
namaz kıldırma memurları,
çok ta pop hocalar,
geçimi yurdumun,
inanç sömürüsü...
ömür törpüsü!
...
silkelen uyuza bağlamış neslim!
kurtul asalaklarından,
bu kaşıntı niye,
tevhid yetmez neyine!
hz. şucular ile,
hz. bucular...
halvet peşinde!
mekke işgal!
medine pert!
dubai beton kazık, ümmete!
kansız müslümanlar!
damarlarından neft akar!
ya siz siz değilsiniz,
ya ben!
kahire,
gazze,
istanbul!
bulmacayı bul!
...
bir devir...
bir iskat!
cehalet;
tek hakikat!
....
yudum yudum,
kanı emilmekte,
yurdumun!
...
oyunu gördüm,
körebe!
yakaladım seni!
sobe!

fehmi demirbağ

17 Ocak 2014 Cuma

ALIN YAZIM,




TÜRK' Ü YE; 
MAHZUN MEMLEKETİM BENİM!


yirmisekizde harf,
otuzikide dil...
ile devrildik!

dilde tasfiye,
dine tahliye ile,
koptuk atadan,
yandık bağırdan...
nesiller aynı kelimeden,
farklı anlamlar aldılar,
alamadık hasılı,
payımızı insanlıktan...
uzaklaştık inancımızdan!
uydur dur,
dil, din, tarih!
kör talih!
suçlu ki felek,
cümbüş halimiz,
çalan ki dümbelek!
çal söyle,
çal böyle!
çal çal ömürden,
çalmak sayılır hünerden!
çalı diplerinde kaçamak,
aşk diye kıyas edilir,
ferhat ile şirin ile!
şirinlik maskarası adamlar,
liderlik kisvesinde!
urbalarla mintan,
üniversite kürsüsünde,
kitap yüklü merkepler,
şan-şöhret peşinde!
besmele çeken imansızlar,
imam rolünde!
olimpos dağını mesken tutanlar,
hira dağının çocuklarının,
tez zamanda ecellerinin derdinde!
yüreği sızlamazlar,
aymazlar!
haramzadeler ki,
kazazede rolünde!
kim kime dumduma,
kim hain,
kim ki kahraman?
at izi it izinde!
puslu havayı seven kurt,
evin köpeği misal,
hırsızın peşinde!
devrim devrim,
devrildiğimiz günlerden,
lobicilerin saltanatına...
dokun ki menfatime,
lanetler savurayım sana!
sağlam irade bizde ki,
sağlaması alındı,
sözlerimden alınanlar alındı...
taraf değilim hengameye,

ülkem benim,
illa ki TÜRK' Ü' ye!

fehmi demirbağ

DE Kİ ÖLDÜM!


BUGÜN ÖLSEM?

Emin olunuz ki dostlar,
bundan bir süre sonra,
haberim ulaşacak sizlere...
üç vakte kadar yani;
sebebi ne olur bilmem,
Azrail tahsilata gelecek bana!
vermem diyemem istenileni,
ya efendice, al diyeceğim,
ya da kendimce direteceğim!
"Acelen ne dur şu şiiri bitireyim!"
yarım kalan o kadar çok işim var ki?
hem bensiz nasıl döner dünya!
ben ki vazgeçilmezlerden biri!
gezegendeki bitmez rüya!
içi sızlayanlar olur mu acaba?
iyi adamdı filan diyenler!
biz demiştik; içme o kadar sigara!
hakkını aldıklarım,
kalbini kırdıklarım!
okurlar mı bir Fatiha?
kaç gün sürer, unutulmam?
vakit tastamam!
selatin bir camiden kalksa tabutum,
musallada payitahtım,
minarelerde sela!
avlular boyu kalabalık!
yazık, çok yazık!
ben ki ölmüşüm!
ben ki vuslat yolcusu!
birazdan yeni yurdunda,
yurt ki bir derin kuyu!
ya cennet bahçelerinden bir bahçe,
ya cehennem çukurlarından bir çukur!
ne çare; ben ki biçare!
hatıralarında birkaç dostun,
son nefesim, son demim!
ben artık bir cesedim!
vazgeçilmez tenimde kurtçuklar,
küçük lokmalara dönmüş bedenim!
titreyen ben, korkan...
arkamdakilerse, belki ağlayan!
kıymet bilenler,
kıymet verenler nerdeler?
üç günlük dünyanın,
üçüncü günün sonunda ben...
illaki hazan mevsimim!
yazdım ki bu satırları,
arkamdan ilk ben ağlayayım!
yazık ettim kendime!
har vurdum, harman savurdum!
sayılı günleri nefsimle yoğurdum!
al sana çıplak hakikat,
kefen ki yeni kundak!
ana kucağım, toprak ana!
ıslaklığınla sarılsana!
bu dünyadan tek arzum,
yazdıklarım okunsun,
evlatlarım...
akrabalarım...
ve hatta dostlarım...
tanıdıklarım, tanıyamadıklarım!
varsa hatırım;
beni dualarla hatırlayın!
kendinizi hazırlayın!
turhal kalesinin,
ta tepesine gömüleyim!
ay yıldızdan bir taş dikin tepeme!
ne makam ne rütbe!
bilin yalınız!
ben yaşarken asla sevmedim,
bu kahpe düzeni!
mazlumun ekmeğine, göz dikeni!
kitapsızlık edeni!
sevmedim ülkemi dizayn edeni!
yazın taşıma benim,
bir el fatiha yazın,
bir de kahrolsun Amerika!
ha birde resmi törenlerde anmayın!
siyasileri cenazeme sokmayın!
gençler!
taşısın tabutumu!
taşısınlar bütün umudumu!
diyanetten biri de kıldırmasın namazımı?
imamhatipli bir öğrenci, illa ki!
ben fehmi demirbağ,
Rabbimle aramdaki tek bağ,
ondan başkasını Rab edinmedim!
günahlarım,
kusurlarım tevbelik!
hastalığım tembellik!
asla ama asla;
ne aklımı, ne imanımı kiraya vermedim!
şahid olunuz diye yazıldı bu satırlar,
ben rabbimi de ülkemi de pek sevdim!

FEHMİ DEMİRBAĞ

16 Ocak 2014 Perşembe

olimpos dağında bir zavallı,



MÜSELMAN!

sen var ya sen,
ah! seküler düzen!
nasılda tornadan geçirdin?
benzettin ya garabete,
son elçinin ümmetini!
ne desem, neylesem?
günahlarımız gani gani,
şeytan bir rahat ki sorma!
yaratılalı beri;
aganigi, maganigi!
tekbir; ululamakken,
kainatın sahibini,
devir; ulu önderler devri!
istikbali kıble, romaya!
bir danışalım papaya!
vakit; illa ki nakit!
niyet!
kalbim temiz gardaş!
kıyam; bekleriz,
fast food kuyruklarında!
kıraat etmişiz,
kırkkanaat geçinmeyi...
rükuya ereriz,
rab edindiklerimize!
sücud; hakikatlere sükut!
ben ki, hala müselman!
ben ki, vahdet-i vücut!
de ki iyi de neden?
için acımayacaksa,
söyleyeyim bari;
kızmayacaksan,
kendinden gayrısına...
asırlar öncesinden,
başlar bugünlerin hikayesi,
aslında hayat ki,
bayat bir dönence!
alnımız secde yüzü görmeyince,
yüzüstü sürünüyoruz,
vermeyince fakirin hakkını,
bahaneler üretiyoruz...
iftar açmak, israf sofrasında,
huzur ki, bulamıyoruz...
hac turistik faaliyet,
gelde şehadet et!
adım mı?
Elhamdülillah! Müslüman!
çelişki ki...ne yaman!
Ah kendini kanatanlar,
aldatanlar...
yani aslında aldananlar!
muaviyeyi yargılayıp,
ondan beter olanlar!
Allahın hesabı var; amenna!
lakin hani vicdan mahkemesi?
müşrik, münafık, fasık,
desen bozulur!
müminlik beyan edilen ifade,
nerde mi? kitap sahifelerinde!
korkuyorum,
cehenneme düşmeden yanıyorum!
yalancı cennetlerde,
yalancı müslümanlar!
anlam...
veremiyorum!
etrafta din uluları!
yani ruhban sınıfı!
Haşa!
Rabbimin asistanları!
kim işliyor peki,
bunca günahı?
herkes masum,
herkes aslına mahrum!

15 Ocak 2014 Çarşamba

UTANIYORUM,



BOSNA!
ZOR ZAMANLARIN SUSKUNLUĞU İÇİMİZDEKİ ÇIĞLIĞIN ADI...
insanın dışının tenha,
içinin mahşer olduğu,
kızıl şerbetli günlerin sonunda,
eski yugoslavya'da...
yalancı kardeşlik bitti bitecek faslında,
yaşanmışlıklardan biri aslında,
47 den bahsetmeyeceğim,
yücelcilerden...
aliyanın çocuklarının diyarından,
kanlı öyküler sunacağım...
zaman ki ahir,
mevki ki,
hatıralarında ecdadın şanlı izleri...
demokrasi putuna secde ededursun,
uygar insan!
nifakı meyveye durdu,
avrupanın merkezinde,
çağdaş mabedler yurdunda!
hakkından mahrum edilenler,
gözyaşı coğrafyasının,
bir diğer ucunda!
saraybosna'da,
vase miskin sokağında,
bir vahşi masal daha!
ekmek bekleyen insanlara,
kan kusan kurşunlar!
modern zamanların soykırımı
yüzbinlerin kıyımı...
ölüm istatiski bir olay,
srebreniztza dile kolay,
maskeli daltonlar ki,
daytonda!
barış masasında!
vahşetin adı sırp
tarihten kırp!
çağdaş dünya,
durma, zulme göz kırp!
sene ki 1992!
medya medya kanlı dizi!
çağdaş dünya seyir halinde.
sürgün...
tecavüz...
efendim, abartmayın,
olur böyle şeyler!
hem ki savaş bu!
kelimeler kurak,
rahmet tutsak!
yürekler kilitli,
söz yok, ses var!
hecelerce lakırtı!
dünya ki oyun yeri,
biraz sessiz olun çocuklar!
en sevilense savaş oyunu!
az ötelerden bir masum,
korku içinde;
"anne!
küçük çocukları,
küçük mermilerle,
öldürürler değil mi?"
ben şiir yazarken,
can vermekte canlar!
insanlar ki cümle kör,
ne farkeder ki ha elmas,
ha cam!
ruhsuz kalmakta bedenler,
can yok can!
Ah bosna!
unutulmaz ölümlerin yurdu,
bana uykusuz geceler bıraktın!
yorgun sabahlar,
kara ağıtlar,
bana insafsız bir insanlık bıraktın!
ben sende...
kor ateşler bıraktım!
analar...bacılar...
çaresiz bebeler diyarı bosna,
ecdadın yadigarı,
ben sana ihanetler bıraktım!
gafletler!..
dirilmek isterdim sende,
ben sende,
utançlar bıraktım!
Ah rabbim,
tek dileğim;
bundan sonra,
cennette istemem senden,
hiç olmaz ise,
".. ne olur hep insan kalayım!"


9 Ocak 2014 Perşembe

FEHMİ DEMİRBAĞ KİMDİR?


GELİN TANIŞ OLALIM!










FEHMİNİZM


Nüfus ya da eski deyimle “kafa kağıdındaki” ismim FEHMİ. Ailedeki ismim ise Murat! Hadi bu kez yazımıza biraz espri katalım da Fehminizm’den bahsedelim.
Fehmi’nin kelime anlamı fehimden yola çıkarak anlayışlı, kavrayışlı olan kimse demektir.
“İzm” ise İngilizce'de -ism sonekidir. Türkçe'de -cilik, -culuk, -lıkçılık şeklinde bir kelimenin sonuna gelir. Sonu -ism ile bitmesine rağmen Türkçe'de birçoğu aynıyla kullanılıp -izm sesiyle kullanılır. Bu kelimeler bir doktrine, akıma, teoriye, politik yapılara, sanat ve meslek akımlarına, devlet kavramlarına, din ve mezheplere ait olabilir. Kominizm, kapitalizm, realizm gibi… Eski Yunanca "ismos"tan gelen ektir. Esas kökü itibariyle "doktrin" manasına gelmektedir.
Cemil Meriç'e göre; 'anlama kabiliyetimize giydirilmiş deli gömlekleridir’; bütün izm’ler!
Aslında insanların, insanlar tarafından yapılan ve yapılacak olan ayrımcılığını kolaylaştıran basmakalıp felsefi terimlerdir. Bir grubun ya da topluluğun diğerlerinden farkını belirtir.
Yirminci yüzyıl beşeri ideolojilerinin yaftasıdır. Yaftalamanın kısa yolu, uzlaşma ve anlaşmanın önündeki settir. Yarı aydınların dinidir “izm”. Aslında kullanımı sokağa nüfuz etmiş kaypaklık bildiren bir son ektir.
Bir kitleyi mi sömürmek istiyorsunuz? O kitlenin inanışının ya da hayatı algılama biçiminin sonuna “
izm” koyun, "ben sizin bunalımlarınıza son vermek için geldim"ler eşliğinde hangi “izm”den yana olduğunuzu söyleyin ve karşı “izm”lere de mutlaka .ok atın. Çatışma ortamlarının bakteriel unsurudur “izm” ler!
Ya da insanları etrafınıza toplayıp güç kazanmak ya da gücünüze güç katmak mı istiyorsunuz; neden bir izm sahibi olmuyorsunuz?
Herkesin bir izm i var ise buyrun bir de benden bir izm! FEHMİNİZM! Tarafgirlerimin ismi Fehministlerdir!
Ne demekti, Fehmi? Anlayışlı olan! Anlayış! Nedir anlayışın dayanağı? Kendini karşıdakinin yerine koymak! Yani; empati!
Empati veya eşduyum, bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır. Empatinin zıt anlamlısı antipatidir
Yani; 
1- Bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakmak.
2- Karşıdakinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamak ve hissetmek.
3- O kişiyi anladığını ona ifade etmek.
Empati kaynağını nerden alır peki? Tabiki de İnsani Değerlerden! Peki Nedir İnsani değerler?!
İnsani değerler, bir başkasının insani varlığı için içimizde hissettiğimiz ve başkalarına göstermek istediğimiz kendi özümüz üzerine bina edilmiş birbirinden farklı müspet his ve duygularımızdır. Beşeri varlığı esas özüne ulaştıran ve o varlıktan gerçek anlamında bir insan meydana getiren duygu, düşünce ve davranışlardır. Bu değerlerle beşeri münasebetlerimizi geliştirebilir, çalışmalarımızı verimli hale getirebilir ve insani hayatımızı idame ettirebiliriz.
İnsanlığa kasteden şiddeti bunlarla önleyebilir, adâleti bunlarla gerçekleştirebilir ve insani huzuru bunlarla temin edebiliriz. Sadece insani değerlerle kendimizi bulabilir ve toplum halinde huzur ve güven içinde mutlu bir halde yaşabiliriz.
İnsani değerlerin kişilere yeniden öğretilmesi ve yaşatılması ile farklı din, dil, kültür ve cinslerle insanlar arası bağlar kurmak mümkün olacaktır.
İnsan benliğinin, heva ve heveslerinin, bencilliğin aksine etik değerlerin belirttiği, insanlara ve diğer bütün varlıklara saygı gösterilmesi ve haksızlık yapılmaması, onlara âdil davranılması demektir ki, ahlaki değerlerin evrensel emirlerindendir.
“İnsanlık”, insan yapan değerleri içerir. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, adalet, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve dayanışma insana özgü ve bütün insanlar için ortak sayılabilecek üstün değerlerdir. İnsan her şeye bu değerlerin penceresinden bakar. İnsanın tavır ve davranışlarında kendini gösteren bu güzel ve doğru nitelikler herkes tarafından kabul görür. Medenileşmiş demokratik tüm toplumlarda bu tür üstün değerler onaylanır ve erdem olarak kabul edilir. Örneğin bir insanın hayatını kurtarmak için organ bağışında bulunmak erdemli bir davranış olur.
Adaletli davranma ve diğer insanlarla paylaşabilme, affetme affedici olabilme, ahde vefa (sözünde durma), akrabalara iyilik, ahlak sınırlarını aşmama, anlaşmalara riayet, barışçı olma, cömertlik, dargınları barıştırma, emanete riayet, fakirlere iyilik yapma, kırıcı olmadan insanların rahatsız olmayacağı şekilde konuşmak, güzelce tartışma, hilm sahibi olma, insanlara ve haklarına karşı saygılı olma, iyilikte yarışma, kendisi için istediğini başkası içinde isteme, kötülüğü iyilikle savma, selamlaşma, tevazu sahibi olma, varlıkları olduğu gibi görme ve varlığı değerli görme, Irkçı egoist olmama, gibi daha yüzlerce değeri sayabiliriz. Şefkatli olmak, alçakgönüllük, hoşgörü ve anlayışlı olmak, başkalarını kendi çıkarı ve amacı için kullanmamak, gerçek sevgiyi varedebilmek, açgözlülüğünü yenmiş olmak, sabırlı ve cesur olmak, dürüstçe ve yüreklice yaşamak vb...
Bir insan, diğer insanların, onlara ait özellikleri, niyetleri ve istekleri, davranışları hakkında hüküm verirken, kendisine ait olan değerler penceresinden bakar. Bu pencereden gördükleri, çerçeve içerisinde kalıyorsa onaylar aksi taktirde yadırgar ve reddeder.

Değer kelimesine toplumsal açıdan baktığımızda, çeşitli olaylar, olgular ve fikirler karşısında bireylerin tepki ve fikir birliği olarak tanımlayabiliriz.

Anlaşılacağı üzere, kişi, çevresini sahip olduğu değerlere göre yargılar. Aynı zamanda, kişi çevre tarafından, toplum değerlerine göre yargılanır. Bu karşılıklı yargılamaların, toplum bireyleri arasında bir istikrara kavuşması noktasında, toplumsal bir kültür değerleri bütününün oluştuğu görülür.
Fakat oluşan her kültür, sahip olunması gereken değerleri ihtiva etmeyebilir. Psikolojik olarak sağlıksız insanlar mevcudiyeti nasıl doğal ise, sosyolojik olarak hasta toplumlar bulunabilir.
İnsani değerler ile evrensal değerler karıştırılmamalıdır!

Evrensel değerler kavramı da, bu düşünce ışığında ortaya çıkmıştır. Evrensel değer olarak nitelendirilen bir olgunun, uluslararası bir nitelik kazanmış olduğu bütün insanlığı ilgilendirdiği insanın doğasında mevcut olduğu varsayılır.

Günümüzde, evrensel değerler denilince genel olarak, insanın doğuştan sahip olduğu hak ve özgürlükler, belli kriterlere bağlı olarak yaşamasını garanti altına almayı hedefleyen fikri, ahlaki ve sosyal değer yargıları anlaşılmaktadır. Kültürleşme sürecinde tüm dünya milletlerinin paylaşmaları gereken ortak kültür öğeleridir.

Evrensel değerler konusuna girmeden önce değer kelimesi üzerinde duralım:
“Değer” kelimesinin sözlük anlamı “Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet, bir şeyin ya da şahsın taşıdığı yüksek ve yararlı nitelik ya da kıymet “ olarak verilmiştir.
Değer kelimesini, psikolojik açıdan ele aldığımızda, düşünce, eylem işlem yada nesnenin insan için taşıdığı önemi belirleyen, niteliğe ve niceliğe ilişkin inançlardır şeklinde tanımlayabiliriz.
Bir insan, diğer insanların, onlara ait özellikleri, niyetleri ve istekleri, davranışları hakkında hüküm verirken, kendisine ait olan değerler penceresinden bakar. Bu pencereden gördükleri, çerçeve içerisinde kalıyorsa onaylar aksi taktirde yadırgar ve reddeder.

Kişisel ve toplumsal, yani kültürel değerlerin ne olduğunu netletleştirdikten sonra, “Evrensel Değerler” ifadesi ile neyin işaret edildiğini anlamaya çalışalım.
Doğaya baktığımızda, onun her bir parçasının kusursuzluğunu ve sayılamayacak kadar çok parçanın, inanılmayacak kadar mükemmel uyumunu görürüz. Bunu, keşfedilmiş en büyük astronomik sistemlerden, gözümüzle görebildiğimiz en küçük parçasına kadar gözlemlemek mümkündür.
Bunun sonucunda ise, söyleyebiliriz ki; doğa belli doğrular, gerçekler, kurallara göre işler ve bu kurallar, gerçekler ve doğrular tüm evren için geçerli olacaktır.
İnsan oğlunun da, bu evrenin içerisinde, onun bir parçası olarak varlığını sürdüğünü, düşündüğümüzde, insanoğlu için de, evrende değişmez doğrular, gerçekler ve kurallar olması gerektiği sonucuna varırız.
Evrensel değerler kavramı da, bu düşünce ışığında ortaya çıkmıştır. Evrensel değer olarak nitelendirilen bir olgunun, uluslararası bir nitelik kazanmış olduğu bütün insanlığı ilgilendirdiği insanın doğasında mevcut olduğu varsayılır.
Günümüzde, evrensel değerler denilince genel olarak, insanın doğuştan sahip olduğu hak ve özgürlükler, belli kriterlere bağlı olarak yaşamasını garanti altına almayı hedefleyen fikri, ahlaki ve sosyal değer yargıları anlaşılmaktadır. Kültürleşme sürecinde tüm dünya milletlerinin paylaşmaları gereken ortak kültür öğeleridir.
Uluslar arası düzeyde insan hakları, hayvan hakları, çocuk hakları, kadın hakları, işçi hakları, hasta hakları ve azınlık hakları olarak algılanmakta ve uygulama alanı bulmaktadır.
Evrensel değerleri, doğanın içinde kendiğilinden var olan değerler olarak tanımlamıştık. Öte yandan, doğa kanunları ile uyumlu olan canlıların güçlendiği, uyumu yakalayamayanların zayıfladığı ve zayıf olanların yine tabiat tarafından elendiği, kanıtlanmış bir gerçektir. Bu gerçek “Doğal Seleksiyon” olarak adlandırılmaktadır.
Kültürün de toplumsal ve canlı bir olgu olduğunu göz önüne alarak, sahip olduğu değerlerin evrensel değerlerle taban tabana zıt olduğu bir kültür düşündüğümüzde bu kültürün dolayısıyla toplumun doğal seleksiyona tabi tutularak, doğa tarafından yok edileceği sonucuna varmak yanlış olmaz.
Tarihte yaşamış üç yüz kadar uygarlığı incelediğimizde bu uygarlıklar içerisinde kültürleri evrensel değerlerden yoksun olanların zaman içinde yok olduğu sonucunu görürüz. Kültürel değerler ve evresel değerler arasındaki ilişkinin ne kadar önemli olduğu görülmektedir.
Bütün bunların ışığında, tarih öncesi çağlardan beri varlığını sürdürmekte olan Türk Milletinin, sahip olduğu kültürel değerlerin evrensel değerler ile büyük oranda örtüştüğü, değişimini ve gelişimini evrensel değerler doğrultusunda devam ettirdiği sonucuna varabiliriz. Binlerce yıllık sağlam kültürel kökümüze rağmen Türk Milletinin kültürü de çağımızdaki baş döndürücü bilimsel ve teknolojik gelişmelerle, tüm dünyanın yaşadığı değişim atağı içerisinde payına düşen değişimi yaşamaktadır. Bu hızlı değişimin, tarihimizde yaşanmış olan üstün değerleri kayba uğratmadan, bir gelişim şeklinde yaşatmak ise, değişim istikametinin evrensel değerler doğrultusunda gerçekleşmesiyle mümkün olacaktır.
Halkımızın düşük eğitim seviyesi göz önüne alındığında evrensel değerler ile emperyal değerlerin arasında bir metamorforda olduğunuda unutmayalım.
Her birimiz düşünerek ya da hislerimize başvurarak pek çok değerin evrensel olduğuna hükmedebiliriz. Bu değerlerin insan ve toplum için zararlı olduğu ispatlanmadıkça, bunun yanlışlığı da iddia edilemez.
Günümüzde en çok kullanılan kültürel kavramlardan biri de evrensel kültürdür. Buna bazen küresel kültür denmektedir.
Küreselleşme toplumların yönetimi ve yönetim politikaları, ideolojisi ve kültürleri üzerinde uluslararası sermayenin ekonomik politikası, kültürü ve ideolojisinin egemenliğini kurması ve geliştirmesini anlatır. Küreselleşme yeni-sömürgeciliğe geçişi büyük ölçüde tamamlamayan emperyalizmin kendi için koyduğu yeni isimdir. Küreselleşmede esnek üretim, yerellik, bürokrasinin küçültülmesi, yapısal uyarlamalar, özelleştirme, deregülasyon, gümrüklerin kaldırılması, uluslararası şirketlere garantiler, teşvikler ve teşviki kolaylaştıran yasalar gibi küresel sermayenin ve ortaklarının işini kolaylaştıran, karını artıran ve ona güvenli pazar ortamı yaratan kurumsallaşma ve ilişkinin doğasını biçimlendirme vardır. Bilinç yönetimiyle ilgili meşrulaştırıcı gerekçe ise bu şirketlerin gittikleri yerlerde iş alanı açtığı, istihdamı artırdığı, standartları yükselttiği, demokratikleşmeyi getirdiği gibi iddialardır. Dolayısıyla, ekonomik küreselleşmenin başarısı bilinçsel, bilişsel, davranışsal ve kültürel küreselleşmenin yaygınlık kazanmasına bağlıdır. Bu ikinci türle küreselleşme desteklenerek tamamlanır.
Emperyalizm küreselleşme olarak satılmaya başlandığından beri küresel pazarın kültürü, yani kültürel emperyalizm de evrensel kültür olarak dönüşüme uğratıldı. Küresel kültür çıktığı yerin çok ötesinde işler. Menşeiyle hiç bir gerçek bağ tutmaz; bağlamsızdır, başka yerlerden (ve hiç bir yerden) gelen ayrı elemanlara sahiptir. Ortak bir geçmişle bir bağ kurmaz ve tutmaz; ulusal kültürden farklı olarak “hafızasızdır” veya çok kısa bir hafızaya sahiptir. Aslında küresel kültür teknolojiyle üretilmiş, bilinç yönetimi yapıları içinde hesaplanmış bir kültürdür. Görünüşte bir yere, dine, inanca, dünya görüşüne bağlı değildir, kopmuştur ve yansızdır. Varlığı önce teknolojik kitle üretimine ve uluslararası dağıtıma bağlıdır; sonra da tüketen kitlelere. Sürekliliği uluslararası pazar yapısı ve iletişim sistemlerine bağlıdır.
İnsanın toplumsal yaşamında hiç bir şey her insanı kapsayan evrenselliğe sahip olamaz. Doğum, ölüm, üretim, yemek, içmek, barınmak ve iletişim gibi evrensel gerçekler vardır, fakat evrensel gerçekler somut insanın somut yaşam koşullarında evrenselliğini yitirir. Kadınların doğurduğu evrensel bir gerçektir, çünkü dünyanın her yerinde kadınlar doğurur. Fakat dünyanın her yerinde kadınlar aynı şekilde doğurmaz, aynı şekilde çocuk yetiştirmez. Dolayısıyla evrensel gerçek ile kültürü karıştırmamak gerekir. Evrensel gerçek somut sosyal üretimin kültürel pratiğinde evrensel karakterini yitirir.
Niceliksel çoklukla evrenselliği de karıştırmamak gerekir. Evrensel olanı belirleyen nicel çokluk değil, nitel karakterdir. İnsanların susadığı ve su içtiği evrensel bir gerçektir. Suyun ne tür olduğu, nasıl içildiği ve suyun içilmesinden ne tür doyumlar elde edildiği kültüreldir. Herkesin Coca Cola içmesi, Coca Cola kültürünün evrenselliğini anlatmaz; bir tüketim kültürünün diğer kültürler üzerindeki egemenliğini anlatır. Herkesin Coca Cola içmesi evrensellik için yeterli bir koşul değildir, o kültürel pratiğin her yerde yeniden üretilmesi ve anlamlandırılmasında ortaklık olmalıdır: Her yerde herkes Coca Colayı aynı nedenlerle, aynı doyumlarla ve aynı atıflarla içmezler. Mal tüketiminin nicel yaygınlığının nedenleri, sağladığı psikolojik doyumlar ve giderdiği gereksinimler aynı değildir. Dolayısıyla, tüketim her yerde olsa bile, evrensel kültürden bahsedilemez. Dönerin her yerde yenmesi döner kültürünü evrensel bir kültür yapmaz. Marlboro içen biri Amerikanın bir parçasına sahip olamaz. Aslında evrensel kültür imkansız bir düştür!
Global köyün insanları, özellikle Batılıların dışındakiler, 1980'den beri elektronik medyanın haber, hayal ve imaj dünyasının içine kitleler halinde atılmışlardır, fakat küreselcilerin iddiasının aksine, globalleşme ve dönüşüm siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel farklılıklar ötesine geçerek insanları egemen bir dünya cemiyetinin üyesi yapmamıştır. Üyelik ile kölelik ve sömürü karıştırılmamalıdır. Zincire vurulanın zincirine üyeliği, zincirine vurgunluğunu (sahte bilinci) anlatır ve bu üyelik zincire vurulmanın (örneğin ücret köleliğinin) ortadan kalktığını (veya emperyalizmin olmadığını) anlatmaz Evrensellik ve küresellik;  baskınlığı, boyun sunmayı, boyun sundurmayı ve mücadeleyi içinde taşıyan bir öznelliği anlatır.
Evrensel kültür: Farklı ırkları, farklı dilleri içine alan kültürdür. Bütün kültürleri içeren bir kültür çeşididir.Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada sonraki kuşaklara iletmede kullanılan insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümüdür.
Günümüzde en çok kullanılan kültürel kavramlardan biri de evrensel kültürdür Buna bazen küresel kültür denmektedir
Küreselleşme toplumların yönetimi ve yönetim politikaları, ideolojisi ve kültürleri üzerinde uluslararası sermayenin ekonomik politikası, kültürü ve ideolojisinin egemenliğini kurması ve geliştirmesini anlatır. Küreselleşme yeni-sömürgeciliğe geçişi büyük ölçüde tamamlamayan emperyalizmin kendi için koyduğu yeni isimdir. Küreselleşmede esnek üretim, yerellik, bürokrasinin küçültülmesi, yapısal uyarlamalar, özelleştirme, deregülasyon, gümrüklerin kaldırılması, uluslararası şirketlere garantiler, teşvikler ve teşviki kolaylaştıran yasalar gibi küresel sermayenin ve ortaklarının işini kolaylaştıran, karını artıran ve ona güvenli pazar ortamı yaratan kurumsallaşma ve ilişkinin doğasını biçimlendirme vardır Bilinç yönetimiyle ilgili meşrulaştırıcı gerekçe ise bu şirketlerin gittikleri yerlerde iş alanı açtığı, istihdamı artırdığı, standartları yükselttiği, demokratikleşmeyi getirdiği gibi iddialardır Dolayısıyla, ekonomik küreselleşmenin başarısı bilinçsel, bilişsel, davranışsal ve kültürel küreselleşmenin yaygınlık kazanmasına bağlıdır Bu ikinci türle küreselleşme desteklenerek tamamlanır

Ulusal kültür: Ulusal (milli) kültür, bir millete kimlik kazandıran, diğer milletlerle arasındaki farkı belirlemeye yarayan, tarih boyunca meydana getirilen o millete ait maddî ve manevî değerlerin uyumlu bir bütünüdür. Bir toplumu millet yapan ve onun bütünlüğünü sağlayan ulusal (milli)kültürdür. Bir millete özgü bilgi, inanç ve davranışlar bütünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesneler.Bir milletteki toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır.
Milletlerin, tarih boyunca geçirdikleri pek çok sarsıntılı anlardan bile hiç elden bırakmadıkları bir takım değerleri vardır. Bu değerler, fert fert olduğu kadar toplumun bütün katlarında da aynı şevk ve heyecan kaynağı olur. Çünkü bu değerler o milleti meydana getiren bütün kişilerin ve zümrelerin ortak var oluş kaynakları, var oluş sebepleridir. Devletler, başka devlet ve milletlerle olan münasebetlerine hep bu millî değerleri açısından bakmak zorundadırlar. Yeni ortaya çıkan durumları da milletler ve millî değerler çerçevesinde değerlendirip yollarını ona göre çizmek durumundadırlar. Bu millî değerlerin bir kısmı ortaktır. Yani diğer milletler ve devletler de aynı değerlere sahip olmak arzusu besleyebilirler. O değerlerin yanında bir takım millîlik vasfı taşıyan pek çok özel değerler vardır. Türk milleti olarak bizim millî değerlerimiz, vatan sevgisi, bayrak, millî marş, istiklal, dinî inançlarımız, gelenek ve göreneklerimiz, yakın tarihimizde geçirmiş olduğumuz mücadeleler, devlet ve millet büyüklerimiz, tarihî kişiliklerimiz vb. sayılabilir.

Dolayısıyla anlıyoruzki dünya barışına geçebilmenin tek yolu FEHMİNİZMDİR! Haydi Fehministler küresel bir faaliyet gösterip bu yazıyı diğer izm sahibi insanlarla paylaşalım. Dünyanın değişik dillerine çeviripte paylaşalım hemide! Artık Türkiye kökenli yani bir ideolojimizde oldu. Hayrlı olsun!

BEN ADAM DEĞİLİM!

kimse,
göründüğü kadar,
iyi değil,
ve anlatıldığı kadar da;
kötü!
şükür ki;
unutmak var!
yoksa nasıl yaşardık,
onca utançla!
kardeşlerimse,
dilimin darağacında!
oysa arkadaş,
ah kardaş!
cennet rüyası!
kırarak,
kaybettiklerimizse;
cehennem azabı!
ey ateş!
insaf et;
ben ibrahim değilim!
ibrahimin baltası elimde,
lakin kırdığım putlar değil,
kırdığım;
kardeşlerimin gönülleri!
ÖYLEKİ MÜMİNLER KARDEŞ,
biz ki hepten kalleş!
kim ki mümin,
biz ki kim?
...
ben ki;
adam bile değilim!
...
“Allah’ım! 
Kendimi sever gibi,
başkalarını sevmeyi; 
başkalarını yargılar gibi,
kendimi yargılamayı,
öğret bana!”
içime akan nehirler,
boğmada beni!
ne bu tuğyan!
dedikodu, iftira,
gıybet!
illa ki hamaset!
ha gayret!
koptu kopacak!
kıyamet!
...
sürüklenişim,
duamın ince gölgesine, 
daralan göğsümün yıldızları nerde!
yolumu bulamaz haldeyim!
Rabbim! ya geleyim sana, 
ya bu içimin dağını kaldır...
...
zamansız bahçelerde,
ölü anlar hasadım!
kiralık intiharlara susadım!
avareyim, asudeyim,
biçareyim!
yorgunuyum nefesimin!
...
kaç mabedler yıktım,
talan eyledim gönülleri,
sizi bilmem amma,
ben adam değilim!
...
Hem ki,
biz ki;
ALLAH BELAMIZI VERMİŞTE HABERİMİZ YOK!
filistin için ağıt yakanlar...
suriye...eritre...arakan...türkistan...

ümmet yara-bere içinde! kan-revan!
milyarlarca kelle,
güya müslüman!

YA DA MÜSLÜMANLIK,
büyük ticaret!
boş konuşmayı bırakın...
Allah belamızı vermiş te haberimiz yok!

DIŞARDA İSLAM; TERÖRİST!
İÇERDE İSLAM; YOLSUZLUK! hırsızlık!haksızlık!

ULAN BİZ ADAM BİLE DEĞİLİZ DİYEN YOK!

HERŞEY ki RABBİMİZE ayan;
bizse HAVALE EDİYORUZ kendimizi,
DUA İLE BEDDUA İLE!
cesedini KALDIRAN YOK!
hep slogan..hep, hep!
...
oysa;
oku diyen,
okudun mu diyecek?
...
dost dosta tahammülsüz,
neyleyelim düşmanı!
...

ŞİMDİ KIZACAK BİRİLERİ;
AĞZIN BOZUK DİYE!
BUNCA AKAİDİ BOZUKLUK İÇİNDE AZ BİLE...
HALİMİZİN BOZUKLUĞUNU GÖREN YOK!

bir lider, bir put ediniriz; takılırız peşine. bir de mehdi bekleriz ki...

YAVŞAKLAŞMIŞIZ...YAMULMUŞUZ...HIRSIZ OLMUŞUZ...YALANCI...NE GAM!

SAHTE GÜLÜŞLER RAM!

ÜFFF! SIKILDIM!

YOK MU ADAM GİBİ BİR ADAM!
...
sizi bilmem amma..
ben adam değilim!
...
tesbihe devam!
...
ah davam, ah davam!