8 Ekim 2016 Cumartesi

YETER Kİ İSTE; EBABİL SÖYLEŞİLERİ DEVAM EDİYOR!

"ERDEMLİ GENÇ SEMİNERLERİ BAŞLIYOR!"




2016 - 2017 eğitim-öğretim sezonunda da gazeteci-yazar Fehmi Demirbağ'ın irşad ve tebliğ merkezli "Bilgili, Çalışkan ve Erdemli Gençlik" seminerleri ile lise merkezli faaliyetleri kaldığı yerden devam ediyor.
İlgi çekici etkinlikleri farklı sunumuyla öğrenciler tarafından büyük bir beğeniyle takip edilen Yazar Fehmi Demirbağ, seminerlerinde yazı yazmanın önemini vurgulayarak, "Her öğrenci mutlaka yazı yazmalı. Yazarak çalışmak çok önemlidir. Anı da olsa, günlük de olsa mutlaka bir şeyler yazın. Her gün bir sayfa yazdığınızda bu senede 365 sayfalık bir kitabınız olacağı anlamına gelir "demektedir.
Edebiyat klübü,Düşünce Kulubü, İyilik Kulubü ve Koordinasyon Kulubü gibi öğrenci yapılandırması yapan ve bu noktada çeşitli faaliyetler öneren Demirbağın sunumu öğrencilerde ilgi ve hayranlık oluşturmaktadır.
Bu zamana değin katımcı öğrencilere kitaplarından hediyeler veren ve sunum sonrası kitaplarını imzalayan Fehmi Demirbağ'ın sunumu hem öğretmenlerde hem de öğrencilerde heyecan uyandırmıştır.

FEHMİ DEMİRBAĞ SÖYLEŞİSİNİN ÖĞRENCİLERLE DEĞERLENDİRİLMESİ;

Okulumuz öğrencileri yazar Fehmi DEMİRBAĞ ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Bağcılar Barbaros Lisesi Felsefe Medeniyet ve Düşünce Kulübü tarafından düzenlenen söyleşiye öğrenciler büyük ilgi gösterdi. 07/10/2015 Çarşamba günü saat: 10:00 da başlayan söyleşiye 137 öğrencimiz katıldı.

Söyleşi kendimizi bulma kendimizi keşfetme adına yapılan bir yolculuktu aslında. “Uzun yollar tek adımla başlar” diyen Konfüçyüs’e kulak verdik ve uzun bir yolculuğa çıktık kendimize doğru. İnsanın hayatı bugün kuracağı cümlelere bağlıdır. “Sen kimsin” sorusunu benliğimize yöneltip soruya cevap olarak kurduğumuz cümlelerde kendimizi aradık. “Olmaz” kelimesini kaldırdık zihnimizden “neden olmasın” dedik, “şimdi değil” diye bir mazeret yerini “şimdi değilse ne zaman” sorusuna bıraktı.
Zihnimizdeki olumsuz kodları silip olumluya çevirdiğimizde yapabileceklerimizin yaptıklarımızdan çok az olduğunu gördük. Belki de yolculuğumuzun en önemli duraklarından biri buydu. Kendimizi önemseme kendimize değer verme bizi biz yapacak en önemli koddur. Kendimize ne kadar değer verir ne kadar önemsersek sınırlarımızı o kadar genişletebiliriz. Bireysel sınırımız nedir, biz bu sınırın neresindeyiz ve sınırı aşabilir miyiz?
“Sizin en hayırlınız insanlara en faydalı olanınızdır” diyen insanların en hayırlısı Hz. Muhammet bu sözüyle iyi insan olmanın ölçüsünü insanlığa yararlı olmaya bağlamıştır. İnsan gücü ölçüsünde yararlı işler yapmalı ve insanlığa faydalı olmaya çalışmalıdır. Bu noktada insanın kendine ve faydalı olmaya yüklediği anlam önemlidir. İyilik adına küçük bir hareket dünyanın diğer ucunda büyük yankı bulabilir. Bir kelebeğin kanadından çıkan hafifi rüzgar başka bir yerde fırtınaya dönüşebilir. Yapmamız gereken tek şey iyilik yapmak adına biraz daha cesur olmak. İşte yolculuğumuzun bu aşamasında kelebeğin kanadında hafif bir rüzgar olmaya iyilik yapma cesaretini yakalamaya gayret ettik.
Hiçbir şey tek başına bir şey değildir. Fakat her şey tekle başlar. İnsan da tek başına yapabileceklerinin dışında beraberce çok büyük işler başarabilir. Tarihimiz bunu örnekleriyle doludur. Geçmişlerimiz bugünler için hayatlarını ortaya koymuş birlik ve beraberlik içinde büyük başarılar elde etmiştir. Peki bizler gelecek için ne yapıyoruz? Bugünler için elinden geleni yapan geçmişlerimizi ne kadar tanıyıp anlayabiliyoruz hatıralarına ne kadar saygı duyuyoruz ve gelecek için bireysel ve beraber yapabileceklerimizin ne kadarını şimdiye kadar yaptık? Bütün bu soruların içimizdeki cevabı nedir? Yolculuğumuzun bu aşaması bu yönde içimizde bir kaygı oluşturma amacını taşıyordu.
İnsan kendini bulmak adına hayatı boyunca sayısız duraklara uğrar. İnsan hayatı uzun bir yolculuktan ibarettir, tek adımla başlar ve ömür boyu devam eder.

1) GİRİŞ
Bu rapor, Barbaros Anadolu Lisesi’nde konferans veren Fehmi DEMİRBAĞ’ın konuşmasının ve interaktif sunumunun öğrencilerin gözünden değerlendirme ve sonuçlarını içermektedir.

2) İNCELEME VE YÖNTEM
Fehmi DEMİRBAĞ’ın konferansını dinleyen 10. ve 11. Sınıf öğrencilerinin değerlendirmeleri baz alınarak incelenmiştir.

3) GENEL OLARAK ÖĞRENCİ KANILARI
• Fehmi DEMİRBAĞ’ın konuşmasının akıcı olması, interaktif olması, espirili olması bütün program boyunca (yaklaşık aralıksız 150 dakika boyunca) öğrencilerin dikkatini sahnede toplamayı başarmıştır.
• Oluşturduğu hayali gruplar öğrencilerin eğer birlikte hareket ederlerse önlerinde hiçbirşeyin duramayacağını kanıtlar nitelikte olmuştur.
• İnsanlar arasında din, ırk ayrımı olmadığını ama illa ki bir ayrımcılık yapmak gerekirse Doğu medeniyeti 19. Yüzyıla kadar her daim Batı’nın önünde olmuştur diyerek öğrencilerin aslında ne kadar büyük bir hazineye sahip olduklarını hatırlatmıştır.

3) İNCELEME VE DEĞERLENDİRME SONUÇLARI

• Fehmi DEMİRBAĞ’ın konuşmasının akıcı olduğu ve bu sayede salonla bağını hiç koparmadığı gözlemlenmiştir.
• Konuşmasını interaktif bir biçimde sürdürerek öğrencilerin dikkatini hep sahnede topladığı gözlemlenmiştir.
• Öğrencileri sahneye çıkararak onların toplum içinden konuşma yapma ve sahneye çıkma korkularını yenmelerine yardımcı olmaya çalıştığı gözlemlenmiştir.
• Genel bir ideoloji olan ’’ Batı üstündür’’ anlayışını ve öğrencilerin ‘’Batı hayranlığını ‘’ konuşması boyunca yıkmaya çalıştığı gözlemlenmiştir.
• Bir konuyu bir çok farklı açıdan ve olaydan ele alarak ve örneklendirerek akılda kalıcılığı artırmaya çalıştığı gözlenlenmiştir.

18 Eylül 2016 Pazar

OKULLAR AÇILIRKEN;
ACİLEN MİLLİ ÇİZGİFİLM, MİLLİ EDEBİYAT, MİLLİ OYUNCAK!

FETÖ-METÖ DERKEN...PEKAKA-MEKAKA DERKEN...GELECEĞİMİZİ ISKALAMAYALIM LÜTFEN!
GENÇLİĞİNİ İHMAL EDENLER GELECEKLERİNİ İMHA EDERLER. OKULLAR AÇILIRKEN ŞU GERÇEĞİ DE UNUTMAYALIM LÜTFEN!
Kadim Çinliler barış içinde yaşamaya karar verdiklerinde büyük çin seddini inşaa ettiler. Yüksekliğinden dolayı hiç kimsenin tırmanamıyacaklarını düşündüler.
Fakat inşasından sonraki 100 yılda Çinliler 3 misli fazla işgale uğradılar.
Düşman piyade sürülerinin hiçbir zaman duvara tırmanma yada duvara dahletmeye ihtiyaçları olmadı.Çünkü her zaman muhafızlara rüşvet verdiler ve kapılardan girdiler.
Bu çinliler duvar inşa etmişlerdi fakat duvar muhafızlarının karakterlerini inşa edememişlerdi.
Neticede, insan karakterini inşa etmek başka her şeyin inşaasından önce gelir.
GENÇLERİMİZİN bu günkü ihtiyacı işte budur.
Bir oryantalistin dediği gibi; Eğer bir milletin medeniyetini tahrip etmek istiyorsanız 3 yol var;
1)-Aile yapısını tahrip edin.
2)-Eğitimini tahrip edin.
3)-Rol modellerini ve referanslarını küçümseyin(alçaltın.)
1)-Aileyi tahrip etmek için annenin rolünü küçümseyin ki o ev hanımı olmaktan utansın.
2)-Eğitimi tahrip etmek için;Hocalara önem vermiyeceksiniz ve cemiyetteki itibarlarını düşüreceksiniz ki talebeleri onu hakir görsün, küçümsesin.
3)-Rol modellerin (haysiyetini) küçültün.Alimlerin sinsice mahvına çalışın taki onlardan şüphe duyulsun, kimse onları dinlemesin yada takip etmesin...
Şuurlu anne kaybolduğunda, adanmış hocalar kaybolduğunda ve rol modeller itibarsızlaştırıldığında gençlere DEĞERLERİMİZİ KİM öğretecek? Batman mı, süpermen mi?
UNUTMAYIN;
"KENDİ ÇOCUKLARINI İYİ YETİŞTİREN TOPLUMLAR KENDİ ÇOCUKLARINI KÖTÜ YETİŞTİREN TOPLUMLARIN EFENDİSİ OLURLAR!"
DÜŞMAN ARTIK TV KUMANDALARINDA, AVMLERDE, ÇOCUKLARIN KIYAFETLERİNDE...EVLERİMİZDE, ŞEHİRLERİMİZDE...
BEYNİMİZDE...GÖNLÜMÜZDE!

BAŞKACA 15 TEMMUZLAR OLMASIN DİYE UYANSANA TÜRKİYE!

ÇOCUKLARIMIZI KENDİ KAHRAMANLARIMIZLA, KENDİ ROL MODELLERİMİZLE BÜYÜTMENİN ZAMANI GELMEDİ Mİ?

Çocuk olmak biraz da hayal kurmak, masallar diyarında yaşamak demek değil midir? Belki de, yaşadığımız dünyayı kuranların bazı hayalleri gerçek olmadığı için hayatımız belki daha kolay, ama daha yavandır. .... Peter Pan "Hiçlik Ülkesinde", bense, Hayy Bin Yakzan! Hayber Kalesinde, Zümrüt-ü Anka, kanatlarında! masalların olmadığı, bir dünyada, digital veletler, kurmaca kukla! alem-i hayal, pür melal! ... Kötülerin kazanamaması iyiler için bir teselli olabilir. Ancak asıl olan iyilerin, ille de iyiliğin kazanmasıdır. Nedir iyilik? Yoksulu doyurmak, çıplağı giydirmek, üşüyeni ısıtmak, yolda kalana yol göstermek mi? Bütün bunlar elbette iyiliktir. Tıpkı, ağrıyı dindirmek, korkuyu gidermek gibi… İyilik yapmak kolaydır ama asıl olan iyiliği ayakta tutmak değil midir? İyilik yapmak sadece iyi adamların işi olmayabilir; ama kötüleri yenmek sadece kahramanların işidir. ... Binbir gecede, şehrazat teyze, portakal soymakta, soyup ta kabuğunu, baş ucuma koymakta! keresteden pinokyo, yalan uydurmakta! ... yuvarlak masada, kral arthur, ve şövalyeleri, kutsal tapınakta! Eyüp, hala sultan... ama gönüllerde! kudüs; gözlerden ırak, hasrete hala yakın! yakın yalan söyleyen tarihi, yaralıyım; bizatihi! ... dört köşe konstantin! veleddallin! amin! sinbad ve alaaddin çoktan uyudular, sustular, sen de sus artık pegasus! ... Masal dünyasında Keloğlan ile Robin Hood’u ayıran şey, sadece farklı dillerde yazılmış olmalardır. Aslında her ikisi de aynı dünyanın farklı ülkelerinde aynı rüyayı gören çocuklara bir şey hatırlatır: Kötüler asla kazanamaz. ... şimdinin, endüstriyel kahramanları, sinema perdesinin, ar perdesinin yırtıldığı, sahteden adamlar! çizgiden kahramanlar! ... 2071 yolunda!... ... Gün gelmiş, uzak diyarlardan bu topraklara kahramanlık yapmaya gelmiş olanların, daha fazla kahramanlık yapmalarını gerektirecek sebepleri kalmadığında, hepsi birer birer kendi yurtlarına geri dönmüşlerdir. Örümcek Adam Peter Parker New York’a, Süperman Clark Kent Metropolis’ e ya da Kripton’a, Kara şövalye Batman Bruce Wayne de Gotham’a geri dönmüşlerdir. Ben-Ten, Xman, Texas, Tommiks, Zagor, Asterix, Tenten, Red Kit, Tarzan, Hary Potter ve diğerleri... .... Çocukluk hayallerimizi de yanlarına alarak. Hepsinin görev süreleri bitmiştir bu topraklarda. Hem bu toprakların kendi kahramanı vardır artık! Kendi ninnilerimizle bebeklerimiz, annelerinin dizlerinde sallansın!
Bazen tersinden bakmak lazım olaylara ve dünyaya. Herkesin odaklandığı yerden uzaklaşmak...Aksini de düşünmek lazım bazen. 25 milyonluk nüfusu 12 yaşın altında olan Türkiye'nin buna ihtiyacı var çünkü. Bir an önce evlatlarını ihmal ederse geleceğini de imha edeceğinin farkına varmalı. Bunun için ilim, kültür, sanat, edebiyat ve ahlaki hususlarda doktrinler üretmeli, acil uygulamalara geçmeli. Gündemin içinde boğulmamak lazım yani. Bunun için başka bakış açıları geliştirmeliyiz hasılı.
Artık ters kutuplar bir araya gelmeli...Ciddi ciddi hem ülkenin hem dünyanın gidişatına yön vermek için.

FEHMİ DEMİRBAĞ

15 Ağustos 2016 Pazartesi




YENİ T-SHİRT TASARIMLARIMIZDAN!




Dalga geçiyorlar aklımızla...
Mütareke yıllarını bilemedik te yıllanmış şaraplara bilendik...bomontinin biralarını bilemedik te, kendini şişli' de bir yer olarak bilmekle yetindik...Yitirdik Çanakkale bakayası çokça evladı da darağaçlarında, okul kitaplarında dediler bize Cumhuriyet,hemi de kanlı nice devrimle...
paraların yüzünde hangi yüzsüzün resmi olacakla geçip gitti seneler...anıt diktik tarihin dışkısının üstüne tüy misali. muasırlaşacaktık...nasırlaştı duygularımız...köreldi bütün uzuvlarımız, nankörlüğümüzle çıkınca dışına fıtratın...ifratın türlüsü boca boca...hem de dudaklarında...dudaklar ki güya hoca...bağlanınca beyinler, olunca reflekslerimiz gavurca...
kısa ama uzun bir hikayenin fakir kahramanları oluverdik süttozuyla...tozu dumana katan erbab-ı sefil...fil suresinden habersiz onca ebabil...pazar filesi dolsunda...boşalsın farketmez kelimelerin manaları...anlamını yitirince yani hayat...bayat mı bayat hayali mecalsiz sadabad!

ne de savruk olduk...
sokakları doldurduk!
bu cinayetin anatomisini yazacak şairler nerdesiniz?
sermayeniz mi tükendi, siz demi kaldınız kelimesiz?
avunasım var!
yumruklarımı sıkıp ağız dolusu kalaylayasım!
...
nefes alamıyorum...bir elimle silkeliyorum iğdişçileri. sen bana bakma...baksana tabelaya; yine kıyamete kadar sürecek nöbet yazıldı sana mehmedim!
...
simyacının biri...tenekeleri altın nesle dönüştürecem dedi.yani sahipleri onu öyle seslendirmişlerdi... ağlak bir ihtiyarı yani, beddualarıyla saldılar üstümüze...40 yıllık payitaht sanki ötelerden bir sızıntıydı...zamanla aksiyona geçeceğini de bilemedik...hoşumuza gidiyordu söylediği yalanlar...çün biz gerçeklerle yüzleşmeyi sevmiyorduk...
...
ali baba ve haramileri...de çıkıverdi 1001 gece masalından...
...
züccaciye dükkanımızda dolaşan ne de çok katır?
...
sabr...sabr...sabr...
...
katran gibi bir geceye dönüşüverdi ayın onbeşi...
..
yaz dı mevsimlerden...halbu ki biz yazmayı da unutmuştuk okumayı da...
selalar okundu yani bedduaların ardından...
muz gibi soyuluyorduk yani...inançlarımız, evlatlarımız, geleceğimiz soyuluyordu, gerdrudenin, aaronsonun nesebince...açıktan ya da gizlice...
...
ben...se...sinkaf eyliyorum sessizce...
albayrağımın gölgesinde...çaresizce!

fehmi demirbağ