25 Ekim 2013 Cuma

ANNE SECCADEM NERDE?

ÇARE TÜRK-İSLAM BİRLİKTELİĞİNDE...

İnsanlık tarihi; husumet ve bu husumete bağlı sonu gelmez çatışmaların, kanlı savaşların yaşandığı acı dolu sayfalardan ibarettir. Bu savaş bir nevi; iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, hak ile batılın arasında cereyan edegelmiştir. Zalim ve mazlum kavramlarını ortaya çıkarmıştır savaşlar ki; galip ile mağlubun dışında!
Biz Türklerin İslam dairesine girdikten sonra batılının bizlere uyguladığı Haçlı Seferlerini unutmamız mümkün değildir. Her ne kadar günümüzde diyalog ve hoşgörü kavramları yerli yersiz, uluorta kullanılmaya başlandıysa da tarih bizlere karşı uygulanan zalimce sahifelerden ibarettir. Enson yitirdiğimiz devlet-i OsmanIının akıbeti ise ortadadır. Cumhuriyet tarihimiz ise batılının entrikaları ile kapkaranlıktır.
2. Dünya Savaşından sonra kapitalist ve kominist dünya arasında danışıklı oynanan soğuk savaş oyunları bittiğinde, dünya hükümranı olarak birbaşına kalakalan kapitalist zihniyet, kendisine bu kez hasım olarak eskimeyen düşmanını yepyeni bir şekilde dünya kamuoyuna ve pazarına sunarak azılı düşman ilan etmiştir.
11 Eylül kurmacası ile bu oyunun startı verilmiştir.
Arkasından, yıllarca Kominist Rusların işgaline karşı destansı mücadele gösteren Afganistan fiilen bu kez batılı şer odaklarının ağabeyi tarafından haksızca talan edilmiştir.
Irak üzerinden fiili ve kültürel olarak Arap coğrafyası…Arap Baharı adı altında romantik bir tezgahtır aslında!
Suriye halkı kanlı iç savaş trajedisini hala yaşamaktadır.
Türkiyem üzerinden oynanan oyunun oyuncusu Kominist bir terör örgütü olan PKK ya ise Kürdistan hayali üzerinden bir başka böl-parçala-yut senaryosu uygulanmaktadır.
Arakan’da hunharca yakılan Müslümanların sızısı Batılının fast-food köfte kokularından AVM koridorlarında ılımlı İslama konuçlanan bizlere ise ulaşamamaktadır.
Sokak yaşamlarımızda; dinimizde ve geleneğimizde olmayan kavramlar boy göstermektedir; Ensest ilişki, homoluk, lezbiyenlik, zina, alkol, faiz…Dedikodu, gıybet, iftira, yalan söylemek günah kabilinden değil sanki… Sokaklar dolusu ahlaksızlık terörü ile de günbegün vurulmaktayız.
“Oku” ile başlayan bir dinin müdavimlerinin hayatında kitap okumak insan ihtiyaç sıralamasında 235. sırada!
Batılının şer güçlerinin markalarınca hem ahlaken, hem iktisaden kuşatılmışız; birbirimizle dalaşmaktan fırsat bulupta bütün bu gerçekleri görmezden gelerek!
Batılı şer güçler yeni düşmanını belirledi: İSLAM! Yani Bizler!
Biz İslam mensubu kavimlerinde düşmanları ortada! Yani Bizler! Onlar dışardan, biz içerden birbirimizi kemirmekteyiz, tarihten ibret almadan!
Müslümanlar laboratuarlara, kütüphanelere girmeli artık!
 “Müminler Kardeştir” düsturuyla asırlardır coğrafyaları şekillendirmedik mi? Nedir bu kavmiyetçilik hastalığı?
Batı yalnızca bize düşman değil ki? İnsani olan bütün değerlerin düşmanıdır. Batılının günümüzdeki değerleri yeryüzünü talan etmedi mi? İki koca cihan harbine ne demeli? Teknoloji ile kendi ihtirasını biçimlendiren batılının bu batıl tavrı kendi insanlarını bile mutsuz kılmakta. New Yorktaki evsizlerin hali neden içini sızlatmaz şer güçlerin? “Yeni Dünya Düzeni” eskimeyen şeytani bir aldatmaca değil midir? Ya bu zalimin çizmesi altında onursuzca yalnızca sızlanarak yok olmayı bekleyeceğiz ya da yeniden İslam Medeniyetini ihya edeceğiz. İnanın İslamın şefkat eline Bolivyanın, Şilinin, Fransızında çocuklarının ihtiyacı var! Bir cinnet çılgınlığındaki batıyı durdurmanın tek çaresi Medeniyetimizin dirilişini gerçekleştirmektir. Bunun yolu ise artık çocuklarımıza kendi kültürel kodlarımızı yüklemlemekten geçer. İlim, kültür, sanat, edebiyat ve ahlak değerleri üreterek...
Kürt kardeşlerim!
"Kürt sorunu" dediğiniz, Türkiye'nin olduğu kadar "Kürtler" adına konuşan birilerinin de sorunudur. "Kürtler" ne zaman kendilerini aşacaklar da 21. yüzyılda yaşadıklarının farkına varacaklar? Ne zaman ahlaken savunmaları mümkün olmayan önderlere ya da örgütlere bel bağlamaktan vazgeçecekler? Türk hükümetlerinin "resmi tarihi"nden yakınırken, PKK ve uzantılarının söylemlerine teslim olmaktan geri duracaklar? Ne zaman bizzat kendi aydınları tarafından ihmal edilmiş budunlarının acısını "Yeni Dünya Düzeni"nde var olabilmek için petrolsüz, doğalgazsız çabalayan kan kardeşleri Türklerden çıkarmaktan vazgeçecekler? Bütün bunlar bir süreç meselesidir, gayret meselesidir. Bunu çözüm süreci olarak mı göreceğiz, çözülme süreci mi?
Kürt sorunu deyip duruyoruz. Türkiye'de nitelikli "eğitim sorunu" bahsedilen terör meselesinden çok daha tehlikeli bir sorundur. Biz ilkokul seviyesindeki soruların içinden çıkamayan üniversite mezunlarımızla geleceği nasıl kurgulayacağız, bunu sorgulayalım! Bu çocuklarımız, batının kültür değerleriyle yetiştirdiğimiz çocuklarımız Güneydoğu da dahil olmak üzere, hangi sorunla baş edecekler? Hangi milli ve evrensel reflekslere sahip olabilecekler ki?

Türkiye'nin bir de 2023 hedefleri var. Mefkure mühim elbet...Ayakların yere sağlam basması da... Evet... 2 trilyon dolarlık milli gelir öngörülüyor. Bunlar bizzat Sayın Başbakan tarafından dillendirilen fevkalade sevindirici hedefler. Velâkin, ulaşılabilir olmaları için işgücünün istihdam edilebilir nitelikte olması şart. Oysa, eğitim sistemimizin nitelik ve nicelik olarak ne denli yetersiz olduğunu sağır sultan duydu. Melbourne Enstitüsü'nün 2012 raporu Türk yükseköğretim sistemini 50 ülkelik listesinde 46. sıraya koydu. İran bile bizden daha iyi durumda. 
Gençlerimiz hedeflediğimiz ligde rekabet edebilecek donanıma haiz değil. Astronomisiz kozmoloji, matematiksiz teknoloji, biyolojisiz çevrecilik, fiziksiz, kimyasız eskatologya, notasız müzik, tarihsiz siyaset... 21. yüzyılın "Türkiş" ütopyası. Barbyler, Bentenler, Spidermanler ve Mickey Mauslarla yetişen nesil! Ve bu uğurda dışarıya pompaladığımız yetim hakkı dövizlerimiz… Aklımızı başımıza toplamazsak terör filan değil, entel görünümlü cehaletimiz dağıtacak bizi! Dağılan bilyelerden son yuvarlakta siz olacaksınız kardeşlerim.
Biz ortak yönlerimizi payda yapalım. Bu coğrafya dış dünya tarafından Müslüman Türk olarak bilinmektedir. Yurt dışına çıktığınızda bu ülkenin ateistide olsanız vasfınız Müslümandır. Çingenede olsanız, kürtte olsanız, çerkezde olsanız siz Türk vatandaşısınız. Bu coğrafyanın markası MüslümanTürk’tür.
Bölünmek değil birleşmek kaderimiz olmalıdır. “Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılmadıkça, parçalanırsınız!” diyen rabbimize kulak verelim. Birliğimiz dirliğimizdir prensibini unutmayalım!
Evet, yeni kurulan devletimizin cumhuriyet hükümetleri çok büyük hatalar yaptılar. Jandarmanın dipçiği yalnızca sizin ensenize inmedi. Hepimiz zulümlerden nasiplendik. Bizim sonu gelmeyecek kavgamız kimin işine gelebilir ki, bir baksanıza! Bizler evlatlarımızı yitirirken kimlerin kurşunlarını sıkmaktayız birbirimize? Ve asla sizin sesiniz olamaz batılının taşeronu olan bir terör örgütü! Mezarlarımıza bir bakalım, yanyana yatmıyor mu ecdadımız? Aynı türkülerle büyümedik mi? Aynı sokaklarda kirletmiyor mu çocuklarımız kıyafetlerini? Aynı okul sıralarında çürütmüyorlar mı dirseklerini!
Açılım diyorlar!
Açılalım; birbirimiz olduğumuzu söyleyelim birbirimize!
Hangi Akil adam söyleyecekse söylesin artık; “Müminler kardeştir!”
Musalladan sonra nereyi yurt edineceğiz dostlar!
Rabbimiz bizi ayrı ayrı yurtlara yerleştirmeyecek; Türkler şuraya, kürtler buraya!
Ya cennetliğiz, ya cehennem!
Ya iyiyiz ya da kötü aslında!
Bir kavga vereceksek eğer, cehalete, yoksulluğa ve zulme karşı verelim; hep beraber!
Uranyum, toryum, bor, demir, çinko, altın, manganez, poliüretan, bakır, kurşun, gümüş, molibden gibi kıymetli maden cevher yatakları BÜYÜK DESTAN KAHRAMANI Battal Gazimizin memleketi Malatyamızın KULUNCAK ilçe sınırlarındaki mevcudiyeti ile, rezerv olarak ÜLKEMİZİN geleceğine umut vaad etmektedir.
Hele ki toryum…Dünya rezervinin %78’i Kuluncak’ta…%8’ide Manisa Edes’de. Zararsız radyasyona haiz nükleer enerji kaynağı yani. Bir çuvalı ile bir şehrin tüm enerji ihtiyacını karşılayabilirsiniz.
İşte bu bölgede konuçlandı Amerika’nın füzesavarları. Ya da Kuluncağın önemini örtbas eden dikkatsavarlar!
Ki Kuluncak New Age Akil Adamlarımızın gaflet, delalet ya da ihanet içerisinde olarak biçimlendirecekleri Kürdistan sınırları içerisinde. Yani şimdilik gayriresmi başkenti Amed olan, Kürdistan’ın! İnanmayan Googleearht’ın map ine bakıversin!
Bölgenin efsanesi ise yaşadığı çağda, çağının en büyük küresel gücüne kök söktürmekte mahir idi; Bizans’a… Battal Gazi! Eskişehir’de kıyameti bekleyen büyük mümtaz şahsiyet!
Osmanlının yedi düvelle boğuşup, can çekiştiği günlerde Anadolu’nun bağrına Bağdat demiryolu döşenmiştir, Alamanlar tarafından. Biz tezek yakaduralım en büyük enerji kaynağı olarak, o günlerde; Osmanlımızın topraklarından olan Arapların yaşadığı bölgeye “neft” seferleri düzenlenmektedir “gavurlarca!”: Petrol! Şimdilerde kazık yiyerek İthal ettiğimiz doğalgaz enerji ihtiyacımızı daha ne kadar karşılar?
Arap yöneticiler İngiliz’le işbirliği yaparken Anadolu’nun Bir milyon evladı Peygamber kucağı Medine’ye Serpuşlu çizmesi değmesin diye şehid olmuştur, kızgın çöllerde!: “Burası Muştur, yolu yokuştur” Türküsünde gidip te gelmeyenler acep kimlerdir? Aynen “hey onbeşli,onbeşli” isimli Tokat türküsündeki onbeş yaş ortalamasındaki gibi…Mersin, Sivas, Balıkesir, İstanbul liselerinin mezuniyet veremediği o günlerdeki gibi! Şimdinin lise mezuniyet törenlerindeki reşit dahi olmayan çocuklarımıza boca edilen içkili fuhuş partileri ise başka bir mevzuu!
Ne diyordu Filistinli Bakan; “Osmanlıya ihanetimizin bedelini ödüyoruz!” O Filistin’deki çocuklar ise zalim İsrail yönetimini şeytan taşlar misali taşlarken, nasır tutmuş minicik elleri dedelerinden miras aldıkları baldıran şarabının etkisi ile bölgelerinden çıkan petrolden elde edilen naylondan çiçeklere dahi o kadar uzaktılar ki… Naylondan sevgilere ise bir o kadar aşina!
Kimse soramadı PKK ya! Onların ihanet içindeki eli kanlı komünist, ahlaksız ve Allahsız yöneticilerine; Ya hu görmüyor musunuz Kürt halkının içine çekildiği berdel, kan davası, cehalet ve hatta ensest tuzağı?
Yozlaşma bütün Ümmet-i Muhammed’in sorunu değil mi? 25 milyon nüfusumuz 12 yaş altındaki çocuklarımızdan ibaretken çocuklarımıza yönelik bir informal eğitim sistemimiz var mı? 
Düşman aynı değil mi? Bütün Evlad-ı Fatihan toprakları işgal altında değil mi, şirkin kültür değerleri ile!
Ana dilde eğitim mi? Geçiniz Kürtçeyi… Ortalıkta Türkçe mi kaldı? Dilimize de, dinimize de PEPE değil miyiz?
Müslüman Mücahit Afganlı kardeşim dünya eroin üretiminin %94’ünü bir başına üstlenirken öğrenci anlamındaki “Taliban” kimin öğrencisi?
100 dolarlık eroin Afgan dağlarından yola çıkınca, Pakistanda 7000$...
Şeriatçi İranda, 12.000$,
Çağdaş, laik Türkiyem’de ise 22.000$! Ya da kısaca 40.000 vatan evladı! Ya da kısaca PKK! Ardından da gelsin silah sektörü, ilaç sektörü!
Peki ya toplamda 150 milyar $ olan 76 milyon nüfusumuzun ihracat rakamına ne demeli? Kar marjı ise % 4! Yani 6 milyar dolar ile geçinmekte, 76 milyonluk nüfus! Mevcut borcumuzdan bahsetmeyelim, IMF ye borcumuzu kapattığımız şu günlerde.
Apple’nin 500 milyar $, Microsoft’un 250, Google’nin 150, Face’nin 100 ve Twitter’in 12 milyar$ olan büyüklüklerinden bahsetmenin ne gereği var şimdi?
“Kültür Ekonomisi” desem siz el hafifliği ile bereketten mi bahsedeceksiniz?
Peki, sizce; Arz-ı mevud uzantısından haberdar mıdır genişletilmiş Ortadoğu projesinin sevdalıları?
Gelin bu kez hep beraber arayalım, Battal Gazi’yi! O Bizans’a kafa tutan yiğit adamı!
Ya da;
China malı seccadelerimizde kıldığımız namazlarımızda Allah’tan yardım isteyelim, “Bir kavim kendini değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez” ilahi buyruğuna rağmen! Ki; “Onlar kıldıkları namazlardan gafildirler!”

23 Ekim 2013 Çarşamba

TEKSTİL-TÜRKİYE DERGİSİ

TÜRKİYE GERÇEĞİ



TÜRKİYE 5+1 T FORMÜLÜ İLE KURTULUR. REEL EKONOMİNİN "T" LERİ YANİ! TARIM, TEKSTİL, TURİZM, TAŞIMACILIK, TEKNOLOJİ..YANİ REEL...SANAL DEĞİL YANİ...BANKA, BORSA, FAİZ, RANT EKONOMİSİ DEĞİL... 
BİR DE "TÜRKİYE SEVGİSİ!" GEREK DEDİK! 
YANİ; AHLAK VE MANEVİYAT!

GERİSİ; TAŞERONLUK!



















ÖNCE LASİAD' I KURDUM 1997 YILINDA. MÜSİAD' TA  TEKSTİL KOMİTESİNDE DANIŞMANLIK YAPTIM. AKPARTİ KURULURKEN TEKSTİL RAPOTÖRLÜĞÜNÜ YAPTIM. YAZDIKLARIM "TÜRKİYE'NİN KURTULUŞ FORMÜLÜ" OLARAK İKİ AYRI BAKAN TARAFINDAN KAMUOYUNA LANSE EDİLDİ. 2. TEZKERE ZAMANI GAZETELERE VERDİĞİM İLANLA YİNE KAMUOYUNDA "PAMUK ELLER CEBE" DİYE ANILAN BİR KAMPANYA BAŞLATILDI, İŞGALCİ AMERİKA'YA KARŞI. TEZKERE REDDEDİLDİ ELHAMDÜLİLLAH! SONRASINDA MEMURA "HEDİYE ÇEKİ" KAMPANYASINA ÖNCÜLÜK ETTİM. 

UZUNCA ZAMANDIR DA "ÇOCUKLARIMIZI BATININ SANAL SÖMÜRGECİ İŞGAL KOLLUK KUVVETLERİ OLAN KÜLTÜR ORDULARINA KARŞI" KENDİ KÜLTÜR KODLARIMIZLA YETİŞTİRELİM DİYE KALEM OYNATMAKTAYIM, BÜTÜN BETONCU, EYYAMCI, ABDESTLİ KAPİTALİSTLERİN VE KIZILIN HER TONUNA SAHİP SEKÜLERLERİN ENGELLEMELERİNE KARŞIN!

TEVHİD'İN GEREĞİ OLARAK DİYORUZ Kİ; 

YENİDEN, TAM BAĞIMSIZ MÜSLÜMAN TÜRKİYE!






ÇOCUKLARIMIZI BATININ BOYUNDURUĞUNDAN KURTARMAK İÇİN SPONSOR ARIYORUM!


sponsor ve destek arıyorum!

ACİLEN MİLLİ KÜLTÜR! http://fehmidemirbag.blogspot.com/2013/10/acilen-milli-kultur.html?spref=tw  TARİH AFFETMEZ!

Çalışmalarım için sponsor arıyorum. Bir çizgisinema filmi yapmak istiyorum. İlgilenir misiniz?

HEROTÜRK fragman http://fehmidemirbag.blogspot.com/2013/10/fehmi-demirbag-heroturk-fragman.html?spref=tw

KİTAPLARIM... http://fehmidemirbag.blogspot.com/2013/09/heroturk-isimli-8-ayri-kitabimin.html?spref=tw …

21 Ekim 2013 Pazartesi

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE İSTANBUL HALKI: AYAKTA YOLCULUK YAPAN KADIN KALMASIN!


"BEN İSTANBULLUYUM"

"kibar ve kültürlü"

"ALTERNATİFSİZ GENÇLİK" İŞBAŞINDA!

YIKICI DEĞİL, YAPICI EYLEMLER!


METROBÜSTE YER VERME EYLEMİ HAZIRLIKLARI SÜRÜYOR!
Platformumuzun 30 Kasım'da gerçekleştireceği saha hareketinin faydasını artırmak adına Genel Başkan Yardımsıcı A.Ozan Yıldırım ve Projelerden Sorumlu Danışma Kurulu Üyemiz Fehmi Demirbağ İ.E.T.T Genel Müdür Yardımcısı Mumin Kahveci ile bir araya geldi. Yapılan görüşmede Okur Yazar Projemizi de ilişkilendirerek İstanbullulara 1 yıl boyunca sürecek bir hizmet sunmayı planlıyoruz. İ.E.T.T ile bu anlamda her konuda anlaşan platformumuz önümüzdeki günlerde projeyi hayata geçirecektir.
 


YER: UZUN ÇAYIR METROBÜS DURAGI 
TARİH VE SAAT: 30 KASIM 14.00

www.gtplatformu.org

gencturkiyeplatfromu@gmail.com / genc@gtplatformu.org

Bize Katılmak için mail adresimizden ulaşabilirsiniz.


KADINLARIMIZ;

Annelerimiz, bacılarımız...Yar diye bağrımıza bastıklarımız...

En çok ta son dönemlerde horladıklarımız...dövdüklerimiz...
Ki, ecdad savaşta bile düşmanının bile kadınına, yaşlısına, çocuğuna, hastasına el kaldırmaz idi... Aile diye tanımlanan, şimdilerde bir cepheye çevirip te içinde bizden başka her kim varsa şiddete mazhar kıldığımız evimizin diğer mensupları...
****
Büyükşehirlerin, hele de İstanbul'un trafik çilesi malumumuz... Çağdaş kölelik sistemi "Modernite" ile, ülke nüfusumuzun çoğunluğunu,ayrıca tüketici toplum olmamız hasebiyle de büyük şehirlere yığıverdik. Bu nüfusun yaşam alanlarını da "Site" adı verilen "Kapitalist" mecralara "kentsel dönüşüm" adı altında yönlendirdik. "Mahalle out", "site in" yani!..."Bakkal out", "market in" yani! "İn" lere doluştuk çağdaşlık adına insanlıktan çıktığımız nev zuhur hasletlerimizle...


Kadına da dedik ki; sende çalışacaksın! Hayat müşterektir! Aile kurumundaki işine son verdik! Çocuk yetiştirmek kreş işi oldu. Yeni iş kolları türettik. Kendi çocuğunu sevgiyle değilde başkalarının çocuklarını ücreti mukabiliyetiştirsin dedik...
SANKi ÇOCUK YETİŞTİRMEK CAHiL ANNELERİN İŞİ! EĞİTİMLİ KADIN ÇOCUK, NESİL YETİŞTİRMEMELİ! YANLIŞ ANLAŞILMASIN, KADIN HAKLARI İLE ÇALIŞSIN, SÖMÜRÜLEREK DEĞİL!
Ve kadınlarımızı işe gönderirken, işten eve dönerken kitle ulaşım vasıtalarında onları halk konservesinin en kurban garnitürü yaptık. İtiş kakışın en mağduru kıldık, yani!
HİÇ OLMAZ İSE!
Metrobüslerde, otobüslerde, minübüslerde...
Tacizlik ortamlarda ONLARIN kadınlıklarını suistimal etmeyelim! ETTiRMEYELiM! 

BiR KEZ ERKEK OLALIM!

AYAKTA YOLCULUK YAPAN KADIN KALMASIN!

ŞİMDİ AYRI VASITA DİYECEĞİZ AMA İŞ BAŞKA YERLERE ÇEKİLECEK...İRTİCAYI HORTLATMADAN(!), PEMBE OTOBÜS FİLAN!

ERKEK ADAM DÖVMEYEN, ERKEK ADAM SÖVMEYENDİR!
ERKEK ADAM HEMEN YANI BAŞINDA AYAKTA YOLCULUK YAPAN 
KADINI GÖRMEMEK İÇİN KAFASINI BİNDİĞİ VASITANIN PENCERESİNDEN ETRAF DENİLEN KUMA,BAKIŞLARINI GÖMMEYENDİR!


EY ERKEK YOLCU!
YARIM SAATLİK YOLCULUĞU AYAKTA TAMAMLAYACAK KADAR YİĞİT OLDUĞUNU GÖSTER, BİR KADINA OTURDUĞUN YERİ VER! 
YAŞLILARI DA UNUTMAYALIM!


GENÇ TÜRKİYE PLATFORMU METROBÜS’DE YER VERME EYLEMİ 

BASIN BİLDİRGESİ

Değerli sivil toplum gönüllüleri ve vatandaşlarımız,

Bugün burada Metrobüs örneği ile başlayarak ülkemizde ne kadar ortak alan 

varsa hepsinde saygı, sevgi, barış ve huzur ikliminin sürdürülmesini adına 

toplandık. Son günlerde görüyoruz ki büyükşehirlerde ve özellikle metropol 

kentimiz ‘İstanbul’ başta olmak üzere insanların ortak kullanım alanında olduğu 

her alanda; çekişmeler, kavgalar, hor görmeler ve daha fazlası…

Bu anlamda birbirimizle adeta zaman yarışına girmiş insanlar haline gelerek 

medeniyet tasavvurundan uzak ötekileşmiş ve her an birbirine düşecek 

bir toplum haline geldik. Her an her dakika , her saniye patlamaya hazır ve 

kendimizden uzak farklı diyarların insanları olma yolunda ilerliyoruz. Ülkemizin 

ve toplumumuzun en büyük silahı olan ‘hoşgörü’ den uzak davranışlar bütünü 

ile vatandaşlarımızın bulunduğu her alanda sevgi ve saygıdan uzaklaşmış 

davranışlarda bulunuyoruz. Özellikle genç kardeşlerimizin yaşlılara veya 

bayanlara olan saygısı da git gide azalmaktadır. İşte biz bu eylem vesilesiyle

insanların birbirine olan bu davranış biçimini onlara hatırlatmak, uyandırmak

ve aynı zamanda örnek genç arkadaşlarımızla yaşlılara, bayanlara özellikle 

toplum içinde hor gördüklerimize oturma alanlarında yer vereceğiz, destek 

olacağız. Toplumumuzun eğitimcisi kimliğini taşıyan annelerimize saygıda

kusur etmeyeceğiz ve yüzlerini güldüreceğiz. Yaşlılarımıza ‘böyle bir gençlik 

var mıydı’ dedirtecek onları yeniden heyecanlandıracak, yeniden hayallere 

daldıracak yeniden bir medeniyet tasavvuru kurmalarına vesile olacağız. Her

anlamda donanımlı gençliğin temellerini bu eylemde küçük bir sahnesinden 

küçük bir bakış açısı ile ele alacak ve ‘Gelecek İçin Gençlik Ayakta’ sloganıyla 

eylemimizi tamamlayacağız. Platformumuz adına bizlere destek veren herkese 

şükranlarımızı sunuyor. Bu eylemin milletimiz ve ülkemiz adına hayırlara işaret 

olmasını diliyoruz.

Genç Türkiye Platformu

Web.:www.gtplatformu.org


 Mail.:gencturkiyeplatformu@gmail.com

14 Ekim 2013 Pazartesi

KAHRAMANLARIN DİKKATİNE!

HEROTÜRK' TEN SÜPERMAN ABİSİNE; 

Sevgili dostum Süpermen.

Nasılsın? İyi misin? 
Duydum ki, yine memleketi kurtaracakmışsın.
Onunla da kalmayıp tüm dünyayı kötülerin elinden alacakmışsın.

Sevgili arkadaşım,
seni çok sevdiğimi bilirsin.
Bu konuda seni uyarmak istedim. Yüzüne söylesem belli ki darılacaksın;
mektup yazarsam daha rahat birbirimizi anlarız diye düşündüm.

Memleket öyle kurtarılmaz.
Ülkesini ve dünyayı kurtarmak isteyen insanların ajandalarında
daimi yer alması gereken bazı unsurlar vardır.

Eski Çin'de insanlar devlet işlerini yoluna koymak için
önce cemiyet hayatını düzene koyarlarmış.
Cemiyet hayatını düzene koymak için önce aile hayatlarını yoluna sokarlarmış.
Aile hayatlarına yoluna koymak içinse önce kendi özel hayatlarını düzene sokarlarmış.

Bundan iki - üç bin yıl önce Eski Çin'deki bu tespit ve işleyiş yaşlı dünyamız kadar kadim ve hâlâ günceldir.
Vizyon sahibi insanlar olabilmek öyle kolay bir iş değildir.

Kapasite ister, fedakarlık ister, çalışma ister, azim ister, aşk ister.
Hayat bizden dünyayı kurtarmamızı değil, kendimizi kurtarmamızı ister.
Yaşamakta olduğumuz ömür "bizim" ömrümüz.
Doldurduğumuz saatler "bizim" saatlerimiz.
Mahşer günü karşılaşacağımız ilk soru "Kendin için ne yaptın?" olacak.

Kendini kurtarabildin mi?
Namazlarını eksiksiz kıldın mı?
Haramlardan kaçıp helallere tutundun mu?
Gözünü - dilini harama bulaştırdın mı?
Gençliğini, sağlığını, boş vaktini ve paranı nereye harcadın?
Allah'ın yeryüzüne dağıttığı ilimden ne kadar nasiplendin?
Ne biliyorsun?
Ne kadar biliyorsun?
Uzun hayatın boyunca benim rızamı hak edebilmek için ne yaptın?
Sıfır kilometre bir bedene, beyine ve kalbe neler yükledin?

"Dünyayı kurtarabildin mi" sorusu kim bilir ne zaman gelir?

Değerli Süpermen,
"ya, bu millet adam olmaz" diyerek
"adam olmayı" hep başkalarından beklediğin sürece
"biz adam olamayız!"

Değişmeyi, gelişmeyi, düzelmeyi, iyileşmeyi başkaları asla beceremez.
"Ben" iyiysem, kaliteliysem toplum da iyidir, kalitelidir.
"Biz" düzelmişsek, "millet" de düzelmiştir.

İki günü birbirine eşit olanı bırak, yıllarımız bile birbirine eşitse,
"bu millet adam olmaz".

Eğer sen dahi anlattığın gerçekleri yaşamıyorsan,
seni dinlemem için bir sebep gösteremezsin bana.
İşinde yalan varsa, haram karışıyorsa,
ibadetlerin aksıyorsa, gözün - gönlün harama meylediyorsa,
çocuklarınla aran bozuksa, ailende huzur yoksa,
yolda giderken insanlar sana selam vermiyorsa veya
"bu adam benim gibi değil" diye Allah'ın selamını insanlardan esirgiyorsan,
en son okuduğun kitabın adını dahi hatırlamıyorsan,
tirajını 100 bine çıkarmak için uğraştığın Millî Gazete'nin
sadece spor sayfasını veya siyaset sayfasını "lütfen" okuyorsan,
Kur'an-ı Kerim hâlâ, ama hâlâ evinin en güzel köşesinde
ilk aldığın günkü gibi duruyorsa,
bu memleket adam olmaz canım Süpermenim.

Sen kendi nefsini kurtaramazsan,
bu memleket kurtulmaz.

Senin çıtan yükselmezse Türkiye hep üçüncü ligde oynar.

"Senin kaliten + Benin kalitem = Bizim kalitemiz = Türkiye'nin kalitesi";

bu denklem böyle kurulmuştur,
böyle işler.

Adam gibi adam olan üç ya da beş kişiyle yürümez yaptığın iş.
Dünyayı kurtaracaksan 300 bin olmalısın, 500 bin olmalıyız.

Çünkü kıymetli Süpermenciğim,
Allah hak etmeyene vermiyor.
Yahudi'ye küfretmeden önce, ondan bazı dersler almayı da ihmal etme.

Karanlığa küfredeceğine, üzerindeki tembellikten kurtul
ve bir mum yak.

Çok kızdığın yahudi,
kendi batıl davası için kaç bin yıldır çalışıyor?
Batıl bir davaya insan nasıl bu kadar bağlı kalabilir, hiç düşündün mü?
O da "Mesih" bekliyor, kendini kurtarsın,
tekrar ana vatanına dönebilsin diye.

Ama senin gibi, benim gibi yatmıyor.
Lafla peynir gemisini yürütmüyor.
O'nun gelişine hazırlık için yeryüzündeki şartları
müsait hale getirebilme yolunda parayı kontrol ediyor;
siyaseti, medyayı, yargıyı, sporu, sanatı, ulaşımı, tarımı.

Bak, dünyanın dört bir yanını ateşe verdi bile.
Her ocakta bir yangın başladı.
Dünyayı kurtarmak için senin yapman gerekenleri o yapıyor, n'aber?

Sen eli kolu bağlı küfrediyorsun sadece.
Kendi ellerini kendin bağladın tembelliğinle.
Bedenin tembel olsa neyse, zihninde de aynı uyuşukluk var.
Kullanmazsan uyuşacaktır elbet.

Büyüklerimiz bizim yerimize düşünüyorlar, deme bana.
Sana ne lüzum var o zaman bu dünyada?
Yahudi'nin yaptığı zulümlerde senin hiç mi payın yok?

Mehdi gelecek, her şeyi düzeltecek diyorsun.
Falanca kişi mehdidir, filanca değildir diyorsun.
Aç tavuk kendini darı ambarında sanır.

Mehdi sana ne yapsın?

ACİLEN MİLLİ KÜLTÜR!

ÖZKÜLTÜRÜMÜZE YABANCILAŞMAKTAN 

VAZGEÇMEZ İSEK, TARİH BİZDEN 

VAZGEÇECEK!






Bu ülkenin öz kültürü kendisine haram edilmişti
sadece harfleri değildi yasaklanan
kendi müziği ...
kendi kıyafetleri...
kendisine ait ne varsa yasak edildi ....

ve bu yasak için bir kılıf bulmuşlardı
" vatanseverlik " !
halk savaşlardan yorgun
aç...

halk bir de zulüme itilmişti
kendi dilini konuşma
kendi müziğini dinleme
kendi kıyafetini giyme
kendi ayranına
kendi yoğurduna yabancılaştırıldı

bira alkol yüceltildi...
neticede aşağılık kompleksli batılı giyim kuşamla ilerici olduğunu düşünen bir çakma aydın sınıf zümre oluşturuldu...

bu zümre halka hep tepeden baktı
halk için de faydalı olanları bilen sadece bu zümreydi
arabesk 90 lara kadar yasaktı tv lerde...

neymiş kötüymüş...
klasik müzikteki requiemleri dinleyin
orada da duygu sömürüsü ağıtlardır onları neden yasaklamadınız madem....

HALKIN DUYGUSU bile bunlarIn bileceği şeydi..
adam ister ağlar ister güler ona bile karıştılar..

bu aptal çakma aydın zümrenin sanat denilince anladığı şey sıkıcılıktı...
80 li yıllarda ne kadar kabız eleman varsa
ben SANAT FİLMİ çekiyorum örtüsünün arkasına saklanarak
saatler süren kendi beceriksizliklerini sanat diye yutturmaya çalıştılar...

birçok dalkavuk bunları alkışlıyordu kendi aralarında...
sabetayistler müthiş mutluydu
bu halkı sanat duygusundan da koparttık...
artık o cihanşümül imparatorluk sanatından iz bırakmadık diye...

çıplaklığı bunlara moda diye sevdirdik diye...kendi öz kültürüyle dalga geçen toplum haline getirilmek istiyorduk...

şükür ki
bu halk bu numaraları yemedi
sadece
meşhur olma hevesinde birkaç garibanı kandırabildiler...
onları da aç kurt sofralarının çerezi yapmışlardı...

***
tüm bu manipülasyonların adı neydi
vatan millet sevgisiydi
bu milleti sevdikleri için
müziğini hakir gördüler
dilini
yazısını
kıyafetini
yediklerini içtiklerini...


artık bu millet bu zokaları yutmuyor inşaallah
son yıllarda kola ramazanda oruç tutuyor
paso iftar yapıyor...

çünkü millet bu pis içeceği içmiyor...
bizimle dalga geçtikleri sofralara şimdi kendi zehirlerini koyma telaşındalar
ama İÇMEYİZ...

2 yıl önce kola bedava dağıtılacak demiştik
o günler uzak değil..

ne olur bu zehri için
yeter ki için
bedava olsun diyecekler
şimdi kutusunu küçültüyorlar
şişelerini küçültürüyorlar kolay ulaşılsın diye

birkaç seneye kalmaz
tas tas bedava dağıtırlar..

çünkü bu halk kendi şerbetini yapıyor artık
kendi hoşafını içiyor
ayranını içiyor
hem lezzetli hem sıhhatli

bu içinde ne idüğü belirsiz zifti değil...

==========
yakında modada
giyimde de dünya bizi taklit edecek
şimdi özgün kıyafetler de

modernize edilmiş şalvar dünyanın en rahat kıyafetidir...
insan bu rahatlığa karşı koyamaz
cesaretli modacılarımıza duyurulur...

avrupalı modada bunları gösterince gidip üsütündeki markayla almak olmaz...
kaliteli kumaştan
görselliği modern kesimli şalvarlar
gömlekler
üretilmeli

klasik kendi kumaşlarımızdan üretilmeli
********
süslemede zaten dünya liderliğine gidiyoruz
dünyadaki zevk duygusu en gelişmiş milletiz...

giyim kuşam olsun
ev dekorasyonu olsun
batılı bir tv bir koltuk budur onun mobilyası..

bizde zerafet vardır...
namaz kılınmış dua okunmuşluğun ferahlığı vardır...

takılarda en yenilikçi tasarımlar bizden çıkıyor..
dünyada en çok takı ihraç eden ülkelerden bir tanesiyiz..

*****
yemek kültürü konusunda
bulgur pilavının pirinç pilavına üstünlüğü sağlık açısından tescilli...
eriştelerimiz
baklavlarımız böreklerimiz
çorbalarımız en lezzetli çorbalar...
etlilerimiz ızgaralarımız öyle...
kebaplarımız öyle..salatalarımız bile...
tüm bu lezzetler güzel markalarla dünya gıda piyasasını ele geçirir...

bugün avrupada döner yanında bulgur veriliyor
fransız bile bülgür diye talep ediyor...

ismi bulgur olan bir lokanta şart ...
bu bir marka isteyene alın buyrun beleşe knowhow-nasılyapılırlık fikri

dünyada ilk hazır çorbalar bizden çıktı
tarhananın üstünde kınor yazmıyor diye onu hazır çorba değil sanıyoruz...

ama en çeşitli hazır çorbalar en doğal halleriyle bizde...
en şahane dondurmalar bizde...

dünya bizi takip etmeye mecbur...
yeter ki görelim

en faydalı bitlkiler bizde
flora zenginliğinin yanında
fayda yüzdesi en yüksek bitkiler bizde...

zamanı geldikçe ortaya çıkacak inşaallah...
çok güzel günler bekliyor bizleri kardeşlerim...
çok bereketli günler inşaallah

organiğin hası bu topraklarda üretilecek üretiliyor
meyve sebzede bu kadar zengin başka ülke yok...

yeter ki zenginliklerimizi bilelim
göğümüz güneşli
bulutlarımız bereketli
diliMİZ dualı

bizi takip etmek zorunda bu dünya
rahatı ve huzuru için

biz kendimizi bildiğimizde
onlar da bizi bilecek inşaallah!

fehmi demirbağ HEROTÜRK fragman