9 Haziran 2015 Salı


KAYI BOYUNUN ÇOCUKLARININ DİKKATİNE!

Bütün hikaye 1908 le başladı.
Ülkeyi iyi yönetmiyorsun, hürriyet istiyoruz itirazı ile... İttihatçı diye isimlendiyorlardı kendilerini. İttihad ve terakki!
Devletin toprakları herşeye rağmen 23 milyon kilometrekareydi. Üç kıtada idik. Üç paşa, isyancıların elebaşı olarak başı çekmekteydiler. Enver, Cemal, Talat... Bilmiyorlardı ki "cehenneme giden yol, iyiniyet taşlarıyla bezeliydi!"
Abdulhamid Han derdest edilir gayrımüslim temsilcilerle...
Arkasından yaşanan onca facia!
Balkanları kaybederiz önce...Ardı sıra Trablusgarp, Yemen, Sarıkamış ve Çanakkale! 780 bin kilometre kare toprak Sevr, Mondros ve Lozan anlaşmaları neticesi Kuvva-i Milliyenin destansı direnişiyle kalakalır elimizde.
10 yılda 700 yıllık birikim kül olur yitip gider elimizden.

Onlar hürriyet istemişlerdi.
Hürriyet sahibi oldu, başkaları!

Sonra ne mi oldu?

Neler olmadı ki? Alfabe devrimi yaptık, cahil halkımızı okur yazar yaptık. Kılık kıyafette muasırlaştık. Otomobiller, uçaklar yaptık. Fotoğraf makinaları, kameralar ürettiğimiz gibi milli içerikli sinema filmleri, çizgi filmler de yaptık. Üniversitelerimiz dünyaya bilim ihracı yaptı. Eğitimin millisi de bizdeydi, dershanelerinde. İhracatta neler satmıyorduk ki dış dünyaya...Beyin göçü de bizdeydi, memleketi her on yılda revize etmekte. Ne mutlu Türküm diyorduk ta anlam veremiyorduk bu nankör halkın mutsuzluğuna. Oyuncak mağazalarımızda çocuklarımızı yetiştirmeye yönelik oyuncaklar mı ararsın, çocuk edebiyatında dünyaca ünlü yazarlar mı??? Yok yoktu artık! Para değerimiz bile öyle zengin gösteriyordu ki kendini bol sıfırlıydı. İmamlarımız çalışkan, polislerimiz dürüst, askerlerimiz paşaydı paşa. Vatandaşlarımız nasıl çalışkandılar bir bilseniz. Dedikodu, gıybet, iftira bilmezlerdi. Tarımda, hayvancılıkta "köylü milletin efendisiydi."
İlim, kültür, sanat, edebiyat ve ahlak muhtaç olduğumuz kudretle birlikte damarlarımızdaydı. Her günün bize bayram olması yetmezmiş gibi noel, cadılar, hamursuz bayramı gibi ayrı etkinlikler bile edinmiştik. Terör denilen organizasyonlarla birbirlerimize şakalar bile yapıyorduk. Aya bile gidecektik te bir ara köhne geleneğimizi temsilen başörtüsüne takılmıştı füzemizin ucu. Hasılı biz "Paralel" düzlemde aritmatik oyunları oynamaya bayılıyorduk.

Uzatmak istemem yakın tarihe kadar yaşadıklarımızı.
Ta ki Kasımpaşalı biri karşımıza çıkana dek.
Huysuzdu, huzursuz ediyordu.
Çok konuşuyordu;
One minute diyordu, misal.
Dünyanın beşten büyük olduğunu da söylüyordu.
Dindar ve ahlaklı nesil hedefi hele...
Çokta özentiliydi ve hatta!
Son bin yılın Selahaddin Eyyubisi olamaya özeniyordu. Tarık bin ziyad olmaya... Belki de Fatih...Mazaallah İstanbul'daki meşhur bir müzeyi camiye çevirme ihtimali de vardı. Ama yakın çevresindeki bir kısım insanlar öyle kibirliydiler ki, taahhütleştikleri yol ve yöntemleri unutmuşlardı ki bütün olan bitenin farkına vardı millet.
Kardeşim adam olmadık hayaller sokuyordu milletin aklına...
Hedefler gösterip duruyordu.
2071 diyordu!
Yahu o tarihe kim öle kim kala!
Nihayet 7 haziranda millet Kasımpaşalı'ya dur dedi. New age İttihatçılar yine sahneye çıkmışlardı.
Hürriyet istediklerini söylediler yine.
"Hürriyet" bu işin yine "Sözcü"sü olmuştu yani. "Zaman" tekerrür ediyordu. "Milliyet"çiler, "Saadet" peşinde olanlar hep birlikte "Cumhuriyet"in kazanımlarını kaybetmek istemiyorlardı. 5 "Kandil"den nasipsizler, müşrikler, münafıklar, fasıklar, kafirler tayfası demokrasi gemisinde tekmili birden ""ampül söndürme" seansları düzenlediler fırtınalı tarih denizinde.

BİRİ OLAN BİTENİ GÖRDÜ VE YAZDI, KAYIT DÜŞTÜ KAYI BOYUNUN ÇOCUKLARINA BELKİ OKURLAR DEYU!

 FEHMİ DEMİRBAĞ

YEİS SENİN, YEİS BİZİM İŞİMİZ OLAMAZ, REİS!

1492
Emirliklerden oluşan ve Avrupa'nın göbeğinde 800 yıl hükümranlık süren Endülüs Uygarlığı ve Devleti, Hristiyanların aralarına soktuğu fitnelere aldanarak, birbirleriyle girdikleri çatışmalar neticesinde zayıf düşmüş ve nihayetinde tarihin "vazgeçilmezler mezarlığındaki" yerini almıştı.
Son kalan Gırnata Emiri, şehrin anahtarını işgalci güçlere verip te şehrinden uzaklaşırken yüksek bir tepeden son kez ecdadının mazisinin olduğu topraklara baktı. Gözyaşları içerisindeydi. Yanında bulunan annesi oğluna seslendi; "Ağla oğlum ağla! ERKEKLER GİBİ MÜCADELE ETMEDİN, ŞİMDİ KADINLAR GİBİ AĞLA!"

1839; İngilizlerle ticaret anlaşması yaptık.

1864; İngiliz Sömürge Bakanı Glagstone dedi ki, "Müslümanları Hristiyanlar gibi yaşar hale getirmeliyiz!"

1864; Çerkez kavimlerinin birbirleriyle didişmeleri neticesi, soykırım ve  sürgünü ile de Kafkasya'yı Ruslara teslim ettik. Osmanlının çatısının yıkılışını izledik.

1876; Tanzimat fermanı ile Fransızlarla yakınlaştık.

1908; Dört ayrı gayrı müslimin Sultan Abdülhamid'i görevinden azlini seyrettik. İT' lerin (İttihat ve Terakki) hareketi Türk siyasi hayatına ilerici-gerici kavramlarını hediye ederlerken 23 milyon kilometrekare vatan toprağını 780 bin kilometrekareye dönüştürdüklerinin acı hikayeleri artık tarih olarak yazılıyordu.

1914; Birinci Dünya Savaşının artık kazanarak kaybedeniydik. Müttefikimiz Almanlardı ve biz yine unutmuştuk domuzdan postun, gavurdan da dostun olmayacağını...
Sarıkamışta donduk,
Yemende kavrulduk!
Çanakkale'de vurulduk can evimizden!

İstanbul işgal altındayken kültürel işgalimizin de temelleri atılmıştı aynı zamanda!

İstiklal Savaşı ayrı hikaye, İstiklal Mahkemeleri ayrı! İstiklal Caddesi apayrı!

Bir başbakan sallandı demoklesin iki kılıcı arasına kurulan salıncakta!

İlim, kültür, sanat, edebiyat ve ahlakta yozlaştık!

Millet "mefkure" ye hasret...

Yokluk ve yoksulluk makus talihimiz oldu...Cehalet yavan ekmeğimize katık kıldığımız sentetik gıdamız!

Ulu önderlerimiz oldu da Allah'ın ezanını bile uzun süre "Ulu" ladık! Olanları "Normal" sandık!

Sandıklarda çeyizlerini sakladı gelinlik kızlarımız, millet olarak ta bizler kaderimizi!

Elimizden kitabımız alınmıştı. Okuyamadık, anlayamadık...Duvarlarımıza astık, bizi çarpmasından hep korktuk.

Evlatlarımızı kendi değerlerimize göre yetiştiremedik bile...

Aile kavramı, kavga alanlarımız oldu.

Yeryüzü coğrafyası kandan ve gözyaşından sınırlar çizdi bize. Çok dayak yedik emperyal abilerden; Afganistan, Filistin, Keşmir, Doğu Türkistan, Myanmar, Sudan, Nijerya, Libya...Saymakla bitmez acının haritası! Bizde emsal bildik çağdaş yaşamı da karılarımızı dövdük, çocuklarımızı...asker dövdü, polis, öğretmen...sokakta dövdük birbirimizi vatan uğruna; yurtseverler ve milliyetçiler olarak!

SONRA; 

"O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır!", dedin ya REİS!

Dedin ya;

One minute,
Dünya beş'ten büyüktür,
Dindar ve ahlaklı nesil!

Yüreğimizin yağlarını erittin!

2071 dedin de son 300 yılın mefkuresini hatırlattın ya!

Rahmetli validen vefat ettiğinde dudaklarınızdan dökülen Kur'an-ı Kerim'in tilaveti bize Endülüs'ü, Kudüs'ü, Ayasofya'yı ve unuttuğumuz GERÇEK AŞK' ı hatırlattı be reis!

Esma bacımızın şehadetine döktüğünüz gözyaşlarınız "Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi, anne seccadem gelsin bize dua et emi?" dedirtti!

"Bizim sevdamız, bu milletin selametini garanti altına almak,  ecdadın emanetini gelecek nesillere teslim etmektir." dedin ya...
Sakın müteessir olma Reis...
Alfabenin bütün harfleri bir araya KARMAN-ÇORMAN olarak gelseler de; CHPMHPHDPFETÖCIAMOSSADUSAENGLANDGERMANYFALANDAFİLAN olarak misal, hiç biri bizim için bir RTE edemezler bunu bilsinler.
Hele ki 7 Haziran KUTSAL KİRLİ İTTİFAK tuzağı sonrası, hani İtalyan basını "Son bin yılın Selahaddin Eyyubisi durduruldu" diye manşet attı ya...
Hani Alman basını sevinçten kudurdu...
İsrail hakeza! Yerli ve yersiz bilumum müşrik, münafık, kafir ve fasık!...
SAKIN ÜZÜLME!
YEİS SENİN, YEİS BİZİM İŞİMİZ OLAMAZ, REİS!
Bizim iktidar anlayışımız ancak musalla taşında "İYİLERDEN" olmaktır.
DURMAK YOK, SON NEFESİMİZE KADAR YOLA DA, DAVA'YA DA DEVAM!
fehmi demirbağ

ESENLER HAYIRSEVERLER KURAN KURSUNDA 

SÖYLEŞİ VE İMZA GÜNÜ YAPTIK.















6 Haziran 2015 Cumartesi


Ramazan'ın ilk haftasının ibnelerin 23 SENEDİR 

KUTLADIKLARI "onur haftası"na denk düştüğünü bundan da 

kimsenin ciddi olarak rahatsızlık duymadığının bilmem 

farkında mıyız?

LBGT AHLAKSIZLIK TERÖR ÖRGÜTÜDÜR! NOKTA!


terakki düşleri gördüğümüz,
ittihattan beri,
birbirimizi yemeye devam ededuralım,
memleket üzerine,
bense, 
yaklaşmakta olan afetten bahsedeyim sizlere!
...
bir salgın hastalık,
bir virüs,
nesillerimizde yer edinmekte,
sanırsın şehirlerimize süs!
...
yepyeni bir terör örgütü,
ahlaksızlık batağında yetişir,
hatta imansızlık...
ki insanlığa küs!
...
bebe katili imiş pkk,
amenna o ki pek kaka!
bilumum silahlı terör...
ve dahi uzantılı paralel,
geçiniz efendim geçiniz,
ehemmiyeti yok,
bahsini vereceğim örgütün,
tahribatı yanında!
...
işkembe ile apış arasında,
iki dünya arasında,
yani arafta kalmışların,
paslı aynalarda,
güzellik uykusuna dalmışların,
harman olduğu sayhalarda,
ahlaksızlık batağında,
hayat bulur bu hastalık!
hastalık ki,
sonunda,
bütün milletin sonu,
sapıklık ve sapkınlık!
...
önce sorayım sizlere,
izdivaç ile anne baba,
olur ademin nesli,
nesiller ki,
ya kızdan ya oğuldan!
Yani Ademden beri,
nesil sürer bir kızdan,
bir oğuldan!
...
sorarım cidden,
bu oğlanlar,
bu lezzolar,
bu bi denilen kepazeler,
ya da neşter mahsulü,
translar...
hangi insan ırkının,
mamülü!
...
şimdi siyasetende teşkilatlar,
LBGT imiş örgütün adı!
Ensestlik kod adları!
...
evlilikte isterlermiş,
ebeveyn aile olmakta!
...
insan hakları kılıfları!
...
birbirlerinde kalsalar hadi neyse,
lağım olup taşmasalar sokaklara!
...
musiki,
seks işçiliği,
moda sektörü...filan!
hayatın olmazsa olmazları imiş!
...
bak hele deyyuslara,
madrabazlara,
nasılda masum talepleri var imiş meğer!
...
uyu be Türkiyem,
bu konuda da uyu!
...
Bir de Allah'a yüklemezler mi,
suçlarını?!
Neymiş,
Allah onları öyle yaratmış!
Deşecen karnını da soracan ibneye,
Haşa seni böyle yaradan,
neden eklemedi,
rahmini diye?
...
Demedi demeyin,
yakın zaman mevzumuz,
eşcinsel evlilikler,
maddisinden manevisinden,
toplumsal pislikler!
...
hadesten teharet,
necasetten tahareti konuşan müslüman,
eşdinselliklerin akıbeti,
eşcinselliklerden temizlenmekte,
şiarından değil mi?
...
yol yap,
köprü...
paraya tap!
gündemin zaten belli;
belirlenmiş gündemler!
...
bekle,
boğaziçi üniversitesi,
mezunu genç ibnelerin,
düğün davetiyelerini!
...
bir zeki müren dedik,
geçiştirdik!
An geldi
Bülent ablamızın ezanıyla,
gün geldi,
mevlidiyle bile,
içlendik!
...
yeniçeri bıyıklı,
dönmelerin,
muhafazakarlıklarıyla bile,
şenlendik!
...
derken!
...
Vatan sathı; AYOL!
...
ham kaba softa yobazlar,
ve üniversitelerde hocalar!
ah! o yawşaktan aydınlar!
bu konuda amman çokça susunuz!
zaten yorgunsunuz,
varayoğa çok konuştunuz!
...
merhum ve merhume ile,
bitmesi gereken insan ömrü,
ah lanet gelsin sana,
cinsel sömürü!
...
pensilvanya da ne ki?
...
penisilvanya,
yani LBGT,
yani ahlaksızlık örgütü...
...
AH! güzel ülkem Türkiyem!
anlasana,
kolla ..ötü!

Fehmi Demirbağ




"Ayıplı şiir yazdım, hadi beni kınayın! ..öt dedim, kızın bana! Sakın kızmayın sakın, kaç Ramazan arefesi istiklal caddesinde 50.000 kişi olarak "ONUR" YÜRÜYÜŞÜ YAPAN TERÖRİST LBGT' LERE! 

ONUR umuz bile ibnelerin oldu ya; ne desem?

TÜRKİYE'DE ONUR YÜRÜYÜŞÜ NE ZAMAN BAŞLADI?
İlk kez 2003 yılında 30 kişiyle başlayan ve Türkiye’deki LGBTİ hareketiyle ve örgütlerin çabalarıyla yapılan yürüyüşe katılım, 2010 yılında 5 bin kişiye ulaştı. 2011 yılında 10 bin, 2012'deyse 20 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen yürüyüş, 2013'te  50 bin kişinin katılımıyla  gerçekleşti. İstanbul’daki yürüyüşün, Güneydoğu Avrupa ve Orta Doğu’nun en kalabalık onur yürüyüşü olduğu belirtiliyor.

5 Haziran 2015 Cuma


İNSANLIĞIMIZDAN UTANALIM!

Kapısında adalet sarayı,
yazılı olan binanın içinde...
büyükçe bir salon,
salon ki hıncahınç,
mahşeri bir kalabalık,
hakimin huzurunda,
hınç dolu taraflar...
ağır ceza mahkemesi,
hakim heyetinde üç kişi,
mahkeme,
hayvanat mahkemesi!
...
baş hakim bir at!
suçlanan zevat,
bir insan,
insan ki suçlu,
sicili kirli,
dosyası kabarık
bulursun,
ne suç ararsan!
...
diğer iki hakimden biri eşek,
bir diğeri kedi!
köpekse müdde-i umumi!
...
insanın savunması maymunda...
...
çokça şikayetçi;
kurdunu mu dersin,
kuşunu mu?
denizdeki balıktan,
topraktaki solucana...
yani canına kıyılmış,
türlü mahlukata,
herkes orada!
yalnızca hayvanat mı?
türlü türlü nebatat,
illa ki habitat!
...
herkesi almayınca mahkeme salonu,
vekalet vermiş,
birçok hayvan bir başkasına!
...
salonda bir gürültü,
bir uğultu!
havlamalar, anırmalar,
bağırış çağırışlar!
...
salon sesini kısmalı ki başlamalı mahkeme!
...
güm güm tekmeler hakim at kürsüyü,
- susun der!
susun ki,
boynuzsuz koyun dahi,
almalı hakkını boynuzludan!
...
salonda derin bir sessizlik!
...
At der,
yani hakim at!
- de söyle insanoğlu,
misal der,
ben atım,
nerde benim hakkım;
tarihi yazdın benimle,
yedim senin sayende,
ok yarası, kılıç darbesi,
kurşunlara gelmedim mi?
bir çuval saman karşılığında,
zaferlere koşmadın mı?
nerde sende vefa?
şimdi koşturursun beni,
kumarın için hipodromlarda!
...
ikinci hakim eşek anırır,
at hakimin kişnemesine...
ya ben...
suçum neydi ki,
yetiştiremediğin evlatlarına,
beni emsal göstermek,
eşşoğlueşek demek!
...
üçüncüsü hakim olanın,
kırmızı çizmeli olanı,
sokak kedisi yani...
ciğercinin kedisi de ne demek,
kediler aleminin arasına,
ırkçılık sokmak hani?
...
savcı olan,
yani bay köpek,
yani müdde-i umumi;
bir müddettir dikkat kesildin mi,
ey insanoğlu,
sokaklardan eksilen sesi mi?
diye sorar,
suçlu ademoğluna!
modern hücreler kurdunuz,
pet shoplarınızla!
keyfiniz gidinceye kadar,
gıcırdattınız bizimde keyfimizi,
sonra da saldınız,
barınaklara...
arabalarınızın lastikleri altında yatan,
ecdadımızı...
ah nasıl sorsak hesabımızı!
...
insan bu; mağrur kibirli...
heyeti mahkemenin,
iddianameyi paylaşırken haziruna,
onun gözü şikayetçilerin arasında.
ve dahi kafası arkada,
izleyicilerin sırasında...
...
fısıldar avukatına,
yani maymuna;
- avukat çaktırma,
şikayetçilerin arasında,
bir samur gördüm,
parlak kürklü...
onu bana ayarlasana!
Ha bir de ziyaretçilerden,
şu tavşan...
pek te semiz gözükmekte,
bir akşam yemeğine davet etsene!
...
At kişner,
maymunla insanın fısıldaşmasına;
-maymunluk yapma avukat!
atarım salondan ikinizi de,
sende benzemişsin müvekkiline!
...
türkülerdeki turnaları mı dersin,
ibibik kuşlarını mı,
hesap soran sorana!
...
meçhul hayvan mezarlığından,
yani soyu kurumuş olanlara,
ormanlar kralı aslan,
vekalet eder...
der;
sayın asistanım kaplan ile hazırladık,
iddianamemizi...
ormandaki
bütün vahşi hayvanlar adına soruyorum,
sayın mahkeme reisi,
bizden daha vahşi,
bu insan denilen hayvanı,
hangi kitaba göre yargılamalı?
hakkın hakikatin kitabına göre ise,
sayın mahkeme heyetinden bay eşek,
almış olduğu semeri,
sahibine iade etmeli!
kedi bir tas mama ile,
ya da bay köpek,
azıcık kemik ile,
sahibiyle yer değişmeli!
...
gürültü patırtı ile sürer de sürer mahkeme!
...
derken balık sazan,
atılır ortaya,
oltaya atıldığı gibi...
der;
-
sayın mahkeme heyeti,
kıymetli hayvanlar,
dört kitaptan anlamayana,
sivrisinek sazdır,
bu ademoğluna ne ceza verilse azdır!
...
lakin der,
hayvanlık bizde kalsın!
biz yaradılışımızda kalalım,
o insanlığından utansın!

fehmi demirbağ


4 Haziran 2015 Perşembe


MİLLETİN BEKASI VE DİRİLİŞİ İÇİN KASIMPAŞALI;

KASIMPAŞALI 2

tütünü ilk orada kağıda sarıpta içmiştik,
kırımda...
ilk ciddi kıyıma uğradığımız yerde,
kurşunlar dökülmüştü tepemize de,
biz nazar değmesin deyip,
gülüp geçmiştik...
kanayan yerlerimize ilk tütün basmayı da,
orada öğrenmiştik...
...
pahalıya maloldu sonra öğrenmelerimiz,
kara kapkara oluvermişti karadeniz,
yüzbinlerimiz soykırıma uğradığında,
kafkasya da!
...
çatısı çöküverdi cihan şümul devletin,
çerkezler ölü ya da diri kopunca yurdundan,
o gün bugün,
çığlıklar yükselir kafkasyanın dağlarından!
...
rus harbi denildi 1878'e...
Plevnede bir yiğit adam, hemşehrim...
diren babam diren...
...
ardından, balkan harbi denildi,
payitahtan uzaklaştırılınca ulu hakan,
ittihatın itleri parçalamadalar,
ölmeden ölen cesedi!
...
1914...nasıl örtersen ört,
Sarıkamıştaki ayıbı!
19 a kadar bir derin sessizlik...
Çanakkale'de top sesleri arasında,
millet kıskaç altında...
...
kuşçubaşı, zenci musa,
mehmet akif,
fahrettin paşa...
cık olmadı;
yaşa mustafa kemal paşa!
hıck!
...
devrim...
silsile,
ne de çok,
daraçları boyu...
susturuldu nihayet kayı boyu!
...
gelenin gideni arattığı yıllar,
ve biteviye yılgınlık!
...
yakın tarih,
ateizm,
ve bilumum sapkınlık!
...
ŞİMDİ;
2015 haziranı;
ecdada yatkınlık!
...
kasımpaşadan istanbulun fethi için,
gemilerin karadan yürütülmesi,
ah gemiler, gemiler!
fonda uzun uzun korna sesi!
...
kasımpaşadan bir uzun adam,
uzun hikayenin,
yeni kahramanı!
...
bir sandığa kilitli,
milletin makus talihi!
...
kod adı pensilvanya,
zehirli sarmaşık eğitim kurumlarında!
...
Çanakkale 2;
illa ki geçilecek!
new age anzaklar,
bu kez kürtten,
yine ingiliz destekli...
ittihadın artıkları,
hürriyet ve itilaf fırkası,
cilalı cumhuriyet muhafızları,
enver paşa müdavimleri,
yani turancılar,
ham kaba softa yobazlar bir de,
bilumum bremen mızıkacıları,
ınınınınnnnn!
kasımpaşalıya karşı;
...
hoşt!
millette size!
...
Tanrı uludur, tanrı uludur,
hocam otoritenin bir kuludur!
...
ululadıklarımız,
uluyanlarımız!
...
bu kez cık!
...
tarih tekerrür etmeyecek!
...
Ertuğrul yine içimizde!

YİNE PES ETMEYECEK!



fehmi demirbağ


*******************************************



YEİS SENİN, YEİS BİZİM İŞİMİZ OLAMAZ, REİS!

1492
Emirliklerden oluşan ve Avrupa'nın göbeğinde 800 yıl hükümranlık süren Endülüs Uygarlığı ve Devleti, Hristiyanların aralarına soktuğu fitnelere aldanarak, birbirleriyle girdikleri çatışmalar neticesinde zayıf düşmüş ve nihayetinde tarihin "vazgeçilmezler mezarlığındaki" yerini almıştı.
Son kalan Gırnata Emiri, şehrin anahtarını işgalci güçlere verip te şehrinden uzaklaşırken yüksek bir tepeden son kez ecdadının mazisinin olduğu topraklara baktı. Gözyaşları içerisindeydi. Yanında bulunan annesi oğluna seslendi; "Ağla oğlum ağla! ERKEKLER GİBİ MÜCADELE ETMEDİN, ŞİMDİ KADINLAR GİBİ AĞLA!"

1839; İngilizlerle ticaret anlaşması yaptık.

1864; İngiliz Sömürge Bakanı Glagstone dedi ki, "Müslümanları Hristiyanlar gibi yaşar hale getirmeliyiz!"

1864; Çerkez kavimlerinin birbirleriyle didişmeleri neticesi, soykırım ve  sürgünü ile de Kafkasya'yı Ruslara teslim ettik. Osmanlının çatısının yıkılışını izledik.

1876; Tanzimat fermanı ile Fransızlarla yakınlaştık.

1908; Dört ayrı gayrı müslimin Sultan Abdülhamid'i görevinden azlini seyrettik. İT' lerin (İttihat ve Terakki) hareketi Türk siyasi hayatına ilerici-gerici kavramlarını hediye ederlerken 23 milyon kilometrekare vatan toprağını 780 bin kilometrekareye dönüştürdüklerinin acı hikayeleri artık tarih olarak yazılıyordu.

1914; Birinci Dünya Savaşının artık kazanarak kaybedeniydik. Müttefikimiz Almanlardı ve biz yine unutmuştuk domuzdan postun, gavurdan da dostun olmayacağını...
Sarıkamışta donduk,
Yemende kavrulduk!
Çanakkale'de vurulduk can evimizden!

İstanbul işgal altındayken kültürel işgalimizin de temelleri atılmıştı aynı zamanda!

İstiklal Savaşı ayrı hikaye, İstiklal Mahkemeleri ayrı! İstiklal Caddesi apayrı!

Bir başbakan sallandı demoklesin iki kılıcı arasına kurulan salıncakta!

İlim, kültür, sanat, edebiyat ve ahlakta yozlaştık!

Millet "mefkure" ye hasret...

Yokluk ve yoksulluk makus talihimiz oldu...Cehalet yavan ekmeğimize katık kıldığımız sentetik gıdamız!

Ulu önderlerimiz oldu da Allah'ın ezanını bile uzun süre "Ulu" ladık! Olanları "Normal" sandık!

Sandıklarda çeyizlerini sakladı gelinlik kızlarımız, millet olarak ta bizler kaderimizi!

Elimizden kitabımız alınmıştı. Okuyamadık, anlayamadık...Duvarlarımıza astık, bizi çarpmasından hep korktuk.

Evlatlarımızı kendi değerlerimize göre yetiştiremedik bile...

Aile kavramı, kavga alanlarımız oldu.

Yeryüzü coğrafyası kandan ve gözyaşından sınırlar çizdi bize. Çok dayak yedik emperyal abilerden; Afganistan, Filistin, Keşmir, Doğu Türkistan, Myanmar, Sudan, Nijerya, Libya...Saymakla bitmez acının haritası! Bizde emsal bildik çağdaş yaşamı da karılarımızı dövdük, çocuklarımızı...asker dövdü, polis, öğretmen...sokakta dövdük birbirimizi vatan uğruna; yurtseverler ve milliyetçiler olarak!

SONRA; 

"O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır!", dedin ya REİS!

Dedin ya;

One minute,
Dünya beş'ten büyüktür,
Dindar ve ahlaklı nesil!

Yüreğimizin yağlarını erittin!

2071 dedin de son 300 yılın mefkuresini hatırlattın ya!

Rahmetli validen vefat ettiğinde dudaklarınızdan dökülen Kur'an-ı Kerim'in tilaveti bize Endülüs'ü, Kudüs'ü, Ayasofya'yı ve unuttuğumuz GERÇEK AŞK' ı hatırlattı be reis!

Esma bacımızın şehadetine döktüğünüz gözyaşlarınız "Ağlayın su yükselsin belki kurtulur gemi, anne seccadem gelsin bize dua et emi?" dedirtti!

"Bizim sevdamız, bu milletin selametini garanti altına almak,  ecdadın emanetini gelecek nesillere teslim etmektir." dedin ya...
Sakın müteessir olma Reis...
Alfabenin bütün harfleri bir araya KARMAN-ÇORMAN olarak gelseler de; CHPMHPHDPFETÖCIAMOSSADUSAENGLANDGERMANYFALANDAFİLAN olarak misal, hiç biri bizim için bir RTE edemezler bunu bilsinler.
Hele ki 7 Haziran KUTSAL KİRLİ İTTİFAK tuzağı sonrası, hani İtalyan basını "Son bin yılın Selahaddin Eyyubisi durduruldu" diye manşet attı ya...
Hani Alman basını sevinçten kudurdu...
İsrail hakeza! Yerli ve yersiz bilumum müşrik, münafık, kafir ve fasık!...
SAKIN ÜZÜLME!
YEİS SENİN, YEİS BİZİM İŞİMİZ OLAMAZ, REİS!
Bizim iktidar anlayışımız ancak musalla taşında "İYİLERDEN" olmaktır.
DURMAK YOK, SON NEFESİMİZE KADAR YOLA DA, DAVA'YA DA DEVAM!
*****************************************
KAYI BOYUNUN ÇOCUKLARININ DİKKATİNE! Bütün hikaye 1908 le başladı. Ülkeyi iyi yönetmiyorsun, hürriyet istiyoruz itirazı ile... İttihatçı diye isimlendiyorlardı kendilerini. İttihad ve terakki! Devletin toprakları herşeye rağmen 23 milyon kilometrekareydi. Üç kıtada idik. Üç paşa, isyancıların elebaşı olarak başı çekmekteydiler. Enver, Cemal, Talat... Bilmiyorlardı ki "cehenneme giden yol, iyiniyet taşlarıyla bezeliydi!" Abdulhamid Han derdest edilir gayrımüslim temsilcilerle... Arkasından yaşanan onca facia! Balkanları kaybederiz önce...Ardı sıra Trablusgarp, Yemen, Sarıkamış ve Çanakkale! 780 bin kilometre kare toprak Sevr, Mondros ve Lozan anlaşmaları neticesi Kuvva-i Milliyenin destansı direnişiyle kalakalır elimizde. 10 yılda 700 yıllık birikim kül olur yitip gider elimizden. Onlar hürriyet istemişlerdi. Hürriyet sahibi oldu, başkaları! Sonra ne mi oldu? Neler olmadı ki? Alfabe devrimi yaptık, cahil halkımızı okur yazar yaptık. Kılık kıyafette muasırlaştık. Otomobiller, uçaklar yaptık. Fotoğraf makinaları, kameralar ürettiğimiz gibi milli içerikli sinema filmleri, çizgi filmler de yaptık. Üniversitelerimiz dünyaya bilim ihracı yaptı. Eğitimin millisi de bizdeydi, dershanelerinde. İhracatta neler satmıyorduk ki dış dünyaya...Beyin göçü de bizdeydi, memleketi her on yılda revize etmekte. Ne mutlu Türküm diyorduk ta anlam veremiyorduk bu nankör halkın mutsuzluğuna. Oyuncak mağazalarımızda çocuklarımızı yetiştirmeye yönelik oyuncaklar mı ararsın, çocuk edebiyatında dünyaca ünlü yazarlar mı??? Yok yoktu artık! Para değerimiz bile öyle zengin gösteriyordu ki kendini bol sıfırlıydı. İmamlarımız çalışkan, polislerimiz dürüst, askerlerimiz paşaydı paşa. Vatandaşlarımız nasıl çalışkandılar bir bilseniz. Dedikodu, gıybet, iftira bilmezlerdi. Tarımda, hayvancılıkta "köylü milletin efendisiydi." İlim, kültür, sanat, edebiyat ve ahlak muhtaç olduğumuz kudretle birlikte damarlarımızdaydı. Her günün bize bayram olması yetmezmiş gibi noel, cadılar, hamursuz bayramı gibi ayrı etkinlikler bile edinmiştik. Terör denilen organizasyonlarla birbirlerimize şakalar bile yapıyorduk. Aya bile gidecektik te bir ara köhne geleneğimizi temsilen başörtüsüne takılmıştı füzemizin ucu. Hasılı biz "Paralel" düzlemde aritmatik oyunları oynamaya bayılıyorduk. Uzatmak istemem yakın tarihe kadar yaşadıklarımızı. Ta ki Kasımpaşalı biri karşımıza çıkana dek. Huysuzdu, huzursuz ediyordu. Çok konuşuyordu; One minute diyordu, misal. Dünyanın beşten büyük olduğunu da söylüyordu. Dindar ve ahlaklı nesil hedefi hele... Çokta özentiliydi ve hatta! Son bin yılın Selahaddin Eyyubisi olamaya özeniyordu. Tarık bin ziyad olmaya... Belki de Fatih...Mazaallah İstanbul'daki meşhur bir müzeyi camiye çevirme ihtimali de vardı. Ama yakın çevresindeki bir kısım insanlar öyle kibirliydiler ki, taahhütleştikleri yol ve yöntemleri unutmuşlardı ki bütün olan bitenin farkına vardı millet. Kardeşim adam olmadık hayaller sokuyordu milletin aklına... Hedefler gösterip duruyordu. 2071 diyordu! Yahu o tarihe kim öle kim kala! Nihayet 7 haziranda millet Kasımpaşalı'ya dur dedi. New age İttihatçılar yine sahneye çıkmışlardı. Hürriyet istediklerini söylediler yine. "Hürriyet" bu işin yine "Sözcü"sü olmuştu yani. "Zaman" tekerrür ediyordu. "Milliyet"çiler, "Saadet" peşinde olanlar hep birlikte "Cumhuriyet"in kazanımlarını kaybetmek istemiyorlardı. 5 "Kandil"den nasipsizler, müşrikler, münafıklar, fasıklar, kafirler tayfası demokrasi gemisinde tekmili birden ""ampül söndürme" seansları düzenlediler fırtınalı tarih denizinde. BİRİ OLAN BİTENİ GÖRDÜ VE YAZDI, KAYIT DÜŞTÜ KAYI BOYUNUN ÇOCUKLARINA BELKİ OKURLAR DEYU!
*****************************************************



SELAHADDİN EYYUBİ


Selahaddin Eyyubi dedi...
Kim dedi?
İtalyan basını!
Ne dedi?
"Bin yılın Selahaddin Eyyubisi durduruldu!"
 Kim tarafından?
Kürtler tarafından...
Bir Müslüman Kürt olan Selahattin Eyyubi,
Müslümanlık tedirginlikleri azalan bir kısım Kürtler tarafından durduruldu;
işte bu da kaderin hüzünlü ve garip cilvesi!
Ve dahi siyonist İsrail sevinç çığlıkları atıverdi...Faşist Almanların ve diyar-ı küfrün anonim mutluluklarına diyecek söz kalmamıştı.
Ve gafiller,
ve delalet içinde olanlar,
kim bilir ihanet içindeki yerli ve yersiz işbirlikçilerince kutlandı sendelenmen, Reis!
...
Eyvallah!
Sen de bizler gibi bu çağın insanı, bu çağın Müslümanısın! Hatalarla, günahlarla dolu fani ömür yolcularından biri işte!
Hayatlarımız kesişti hayatlarımızı yönetme ve yönlendirme arzun ile talebin ile. Belediye başkanı oldun. Az çok hizmetin oldu. Başbakan oldun...Şimdi de Reis-i Cumhur. Sevenin de oldu, sevmeyenin de. Gönüller kazandığın gibi gönüllerde yıktın. İsteyerek, istemeyerek. Netice de kulsun sende hepimiz gibi. Hepimiz gibi imtihandasın yani.
Ancak...
Canı tenine yükleyen Rabbim,
sana mesuliyetler yükleyen milletim... Bunlar bildiğimiz şeylerdi de... Ümmetin ve dahi sana yüklediği misyon apayrıydı da...
Ancak...
Ehli salib'in seni nitelindirmesi "Selahaddin Eyyubi" olarak...

İşte bu bizi çok onurlandırdı be reis!
Demek ki yolun doğru...

One minute demen de,
Dünya beş'ten Büyüktür...
Ve dahi dindar ve ahlaklı bir nesli özlemen de, hedeflemen de!

Gurur, kibir, riya, enaniyet çemberine seni almak isteyenlere aldanma! Dava arkadaşın gibi gözüküp te siyasetinden adaleti gözetemeyip te yalnızca kalkınmayı hedefleyenleri de es geç! Son seçimde alınan oyların hepside senin alın terin, senin samimiyetinin karşılığı!

Biz dualarımızla seni onaylıyoruz reis!
Tıpkı küffarın seni bu ümmetin medarı iftiharı olduğunu onayladıkları gibi!

fehmi demirbağ




GÜMÜŞ YÜZÜKLE İSLAMİZASYON
şimdilerde,
asrın en büyük musibeti
LBGT ye kuluçkaya yatadursun,
ateist, kominist eli kanlı terör örgütü hdp,
ve gözyumsun,
çanak tutsun buna haşhaşiler güruhu,
biz ki genç idik bir zamanlar,
ilim yayma yurdunda,
başka sabahlara uyanırdık,
seksen sonrası üniversite öğrencisi olarak...
...
rüyalarımızda,
tesettürlü bacılarımız,
okul koridorlarında koşuştururlardı
gümüş yüzüklü hocalarımız vardı.
gençler vardı alınları secdelere değen,
ayasofyada tekbir sesleri...
ya işte öyle;
ya ve sin arasında gider gelirdik...
çokta sinkaf eylerdik!
...
aslında çok şeyde istemezdik,
belki ne istenileceğini de bilmezdik.
...
cuma namazı kılan bir başbakan,
takunyalı müsteşarlar,
yeterde artardı...
...
erbakan; hep çıtayı yükseltirdi ,
gümüş motor derdi,
oysa biz gümüş yüzüğe tavdık!
...
reis vardı bir de,
üçüncü viyana kuşatmasından dem vuran,
ilim yayma gecelerinde biz ki,
demli çaylar eşliğinde devletler kuran!
...
bir beyan insan; yayınevlerimizdi,
islam mecmuası iskenderin paşası,
ismailağada ağzımızda misvak,
şalvar yavuzselimde islamcının üniforması...
...
gelgitlerimiz vardı,
türkiye darül harp mı, islam mı?
...
yedi güzel adamdan cahit pek zarif,
bir kısmı pek kurumluydu,
yetişirdi özel adam ismet,
erbain derdi amentü derdik
biz ali şeriatiyle
dört zindanı tırnaklarımızla kazırdık...
işaretlerimiz vardı yollarda,
kutup ayılarını görmezden gelirdik.
...
biz islamcı gençlerdik...
badem bıyıklı nurcuları pek sevmezdik,
nedense onlarda bizi!
...
kurumuşsa içimiz sakaryayı salardık,
üsdat yıpranmış sesiyle
masum çocuğuydu anadolunun!
sende durma hasan nail,
içimizi kanat!
üçüncü sınıf düğün salonlarında,
imdadımıza yetişirdi hz. ömerin adaleti!
biz hayatı başka türlü sahnelerdik!
...
öğrenci yurt odalarında yurttan sesler korosu,
anadolunun herbir köşesinden gelen,
garip çocuklar ordusu!
...
ah ali bulaç,
mekke resuller yolu,
neden kafalarımız bulamaç!
...
adnanımın henüz bir kedisi bile yok!
...
metin, sadrettin ve edip,
ey nesil,
durma yüksel!
...
gazete milli,
devir yeni devir!
zamansa kapıda!
akitleşmemiştik te,
dilimiz pak idi,
hem ki lümpenin fehmisi,
koru Allahım, aklımı koru!
...
gurbette bir kımıldanma,
alman markı milli görüşün hizmetinde,
anadolumda bir yığın holding!
we are going!
...
kasetler beyazıt meydanında,
timurtaş uçar,
uçur hocam uçur!
hele şu ağlak adam,
sızıntısında bütün adamların kellesi uçuşur!
...
islamizasyon!
...
ilim yayma yurdu bize söğüt,
sabahlara kadar öğüt!
humeyni bir buğday tanesi,
ey şehid ey şehid!
kaçardı uykularımız,
biz de kuşların kanadına,
sabahlara kadar hak yol islam yazardık!
...
hasan el benna firavunun sarayında,
henüz ne taliban ne ışid var kulaklarda,
yaşasın said havva,
en çok ta mevdudi...
cami çıkışlarında
ışıkçılar bedavadan dağıtırlardı,
herkese lazım olan eman'ı.
...
tanrı dağı kadar Türk,
hira dağı kadar Müslüman olan türkçüler
hep oyunbozandı!
...
sülümancılar ve diyanet erbabı,
bize göre çok kıldı!
...
hele namaz kılmaz ise,
bir de manita yapmışsa kendine,
bir de termonilijisi entelse,
onlar radikal müslümandı!
...
sonra,
aradan çokca zaman gecince,
yani yurtlarda kalan gençler,
büyüyünce,
büyülenince dünyanın nimetlerine...
para ve kadın eli değince,
makamların sıcağıyla,
bir haller oluverdi,
müslümanın her türlüsüne...
...
tekfirler, ifratlar...
tefritler bir de...
...
vefamıza boza pişiren,
ilim yayma günlerinden
pilav günlü hatıralara!..
...
kadayıfın altı kızardı mı bilmem,
biz kadayıf olduk onu bilirim...
ak saçlarımızla akpartili günlere,
islamcılığın tarihinden söz ettim!
...
rüyalarımızın ötesine geçtik,
kabuslara uyandık
...
sahi;
ayasofya açılacak mı?

fehmi demirbağ