29 Nisan 2014 Salı


sinek oltası

turhalımın, nato yolunda,
amasyadan gelipte,
tokata giden kamyonlar,
memlekette taşımacılığın,
neden hep karayoluyla olduğunu,
homurtulu dizel motorlarıyla,
haykırırlarken dimağıma,
ben yeşilırmak kıyılarında,
elimde olta,
dolduruyordum çocukluğumu.
...
fakirliğin kader olduğu,
bir yetmişlikle feleğe,
sefere çıkıldığı yetmişler...
işi bitmişlerin türkiyesi,
artık göğünde turnaların uçmadığı,
kınalı kekliklerin sekmediği,
türkülerin ses ve nefes olmadığı,
başka kalıplara ruhlarımızın doldurulduğu,
aldatmanın aldanma olduğu,
ve benim çocukluğumla örtüşen,
tarihin yazmaktan hicap duyduğu,
şimdilerde burnumda tüten yıllar!
...
misina alamazdık,
zengin işiydi...
anamın iğne oyası,
yapmak için kullandığı,
naylon ip yeterliydi...
mazeret ya da bahane,
asla üretmezdik,
çare bizdik!
ucuna, bir de toplu iğneyi,
eğerek yaptığımız kanca,
mantar yerine gamez...
oltamıza sap olurdu kendir sapı,
adı kevrek...
saatlerce bir aşağı bir yukarı,
yol alırdık yeşilırmak boyunca...
yeşilırmak bizdendi,
kuzeni kızılırmak gibi,
zalim değildi...
tek elle bir çırpıda,
takardık yem olarak,
toplu iğneden kancamıza,
yakaladığımız sineği.
...
biz balıkçıydık afilli,
bazen sazan, bazen tal,
istemezdik kayabalığını,
yulanus dediğimiz yayınbalığı
en gözde avımızdı.
...
söğüt dalına solungaçlarından,
asardık tuttuğumuz her balığı!
...
ana sütüne eş, tek gıda maddesi,
sofralarımızda en az yer edinen!
...
memleketin üç tarafı deniz,
biz; istifade bilmeyen milletiz,
ırmaklarımız, göllerimiz, denizimiz,
tek becerimiz onları kirlettiğimiz!
...
ekolojik denge desek,
gelecek su savaşlarına gebe,
kimin umurunda,
kim ki gerçeğin farkında!
...
tarihin sert geçen kışlarında,
uysalı anadolumun, yeşilırmak,
ve gaziosmanpaşadan kankisi,
tunadan kopup gelen buzlar,
tıkarlar boğazını istanbul'umun.
...
haliçinde,
sonraları tutar olduk balığı,
çinden ithal oltalarla...
...
yeşilırmak o günden bugüne,
akarda akar,
köprüsünün altından,
zaman akar,
su akar,
türk bakar!

fehmi demirbağ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder