30 Ocak 2018 Salı

BAS GİT LAN!
Makattan makadını kaldıramayan maksadına hasıl olamaz diyen Neneme Rahmet olsun.
Oturduğumuz yerden hasıl olsun istiyoruz hayallerimiz.
De get lan!
Şunca cehalet ve tembellikle varacağın yer hüsran mahallesinde tenekeden evlerde kaim olursun ancak.
Malum savaş ortamındayız.
İleri geri laklağın alemi yok.
Mesele bir ırk savaşı değil.
Irk meselesi zaten bizim kitabımızda yok. Zahir kitap okuduğumuzda yok ya...
Bakın, dikkat edin çocuklar için ve ölüler için biz yetişkinlerin kavga ettiği mevzuların hiçbir önemi yok.
Çocuklar bilmez misal, Türk, kürt, laz, çingene konusunu. Ne zenciden anlar ne sarı ırktan. Ne de bilmez misal yine, Sam Amcanın kızıl ırkı yok ettiğini.
Çocuk öğrenmeyi sever delisiye oynayarak..
Acıktığında ya da bir yeri uf olduğunda canı acır. Ağlar...Güler...Terbiyesi mukabili paylaşır arkadaşlarıyla herşeyini. Hayallerini de...
Kavga mı etti? Çarçabuk unutur kinini, öfkesini. İnsanlığın ideal halidir çocukluk. Bir de büyüyerek kirlenmese...Bizi kirlettikleri gibi kirletmesek biz de onları!
Bir de ölülerin kitabında yazmaz ırkçılık. Millet mefumu, vatandaşlık mefumu kabristan ehli olunca anlamını yitirir. Toprak herkese aynı muameleyi yapar. Topraktan geleni toprağa karıştırır.
Misal ahiretinde hesabında ırk yoktur. Duymadım Kürtlere ayrı kazan, ayrı zebani, ayrı ateş, ayrı cehennem!
Hayatı cehenneme çevirenler anlamazlar bu söylediklerimi.
Ne de köşkü farklıdır Türkler için Cennette.
Tek sancak altındadır tüm müminler. Dünyayı cennete çevirmekte elinde yine tüm müminlerin.
Hırslarımız, enaniyetlerimiz ve niyetlerimizdir kavramları anlamlandıran.
Biz akıl nimetini hele nefsimizin cenderesinden bir kurtaralım hele...
İyiliği emreden, tavsiye eden ve yüceltenlerden olalım. Misliyle de mücadele edelim kötülükle.
İspatı kabildir böylelikle iyilik ve kötülüğün tezahürlerini serdetmek.
Tercihini o yönde belirlemek...Çocukça yaklaşmak hayata...Bir ölü gibi de yaşamak. Yani ölmeden önce ölmek. Nasıl da anlam kazanacak bütün anlamsızlıklar. Anlamsızlıklar anlamlanacak.
Uğruna birbirimizi yediğimiz bütün heyulalar yok olup gidecek.
Ama...
Bilmezsek...
Bilmek için düşünmez isek...Düşünüpte okumaz isek...Okuduklarımızı biriktirmez isek...Biriktirdiklerimizi aktarmak için yazmazsak...
Apış arası ve işkembe arası bir hayata mahkum kılarsak kısacık hayatımızı...
Ümmet vücudunda çıbanlar çıkar, irin üretir her bir uzvu.
Cehalet...
Cahiliye çağını hep yaşatır.
İnsin diye vahyin sedası yeryüzüne, bekler dururuz her an Resulullahı!
O hirada...mağarada...Bizde mağarasındayız karanlığın...
Ey hikmet...
Ey idrak kapısı açıl artık dimağımıza...
Düşmana hacet kalmadı...Ümmetin çocukları birbirlerine düştüler...Diyar-ı küfrün şubesi oldular.
De get lan!
Birbirimizle konuşamıyoruz artık...
Onun için öfkeyle bağırıyoruz...
Ne çok küfreder olduk...
Şiddet tek lisan!
...
Savaş zamanındayız...Nasıl geldik buraya?...Birbirimize düştük.
Çünkü ölmeden çürüdük!
De ki kazandık savaşı. Bayraklarımızı diktik düşmanın herbir kalesine.
Ya cehaletle savaşımızı kazanamaz isek...Hep mi savaşacağız...Savaştıklarımıza dinimizi kim tebliğ edecek peki?
...
Ya Hz. Ömer iman etmemiş olsaydı?

FEHMİ DEMİRBAĞ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder