26 Nisan 2015 Pazar



GÜNÜNÜZ NASIL GEÇTİ?

Pazar ya bugün...Her pazar olduğu gibi bugün de ikindi namazında şeyhimin yanında olmak için ola ki trafiğe yakalanırım, gecikirim korkusuyla yine erkenden yola çıktım. İstikametim;  beni sırat-ı müstakim'de tutmak için çaba sarfeden şeyhimin yanında olmak. Bugün elzem bir şekilde acele de ediyorum ki mutlaka yanında olmam lazım. Son zamanlarda gelişen olaylardan sonra kendisini yalnız bırakmam mümkün değil. Hele bu önemli günde...
Beykoz ilçe sınırları içerisinde yer alan Tokatköy'de küçük bir camiide imamlık vazifesini icra etmekte şeyhim. Osmanlı döneminden kalma küçük ahşap bir camiide.
Camiisi gibi kendiside fiziken küçük bir adam şeyhim. Lakabı da Cüce Hoca! Ciddende kendisi cüce. Ama öyle bir gönlü var ki, öyle bir ilmi; heybetli mi heybetli! İsmiyle tersten müsemma!
İstanbul'da din ile diyanet ile iştigal olupta adını duymayan yoktur, kendisinin. Hüdevendigar Camiinin imamı olan bu kısa adamının Anadoludan da pek bir seveni vardır. Hatta yurt dışından pekçok ta müridi.
Yaşayan bir evliya gösterin denilse işaret edeceğim tek isim odur.
Tokatköy ise benim için ayrı bir mana taşımakta. Hani ser'in Tokat ilinden olması bu mana adına önemli bir sebep olmakla birlikte, adını, Fatih Sultan Mehmed'in, Tokat kalesinin alınmasını öğrendiğinde "Buranın adı Tokatköy olsun!" demesine borçludur, burası. Öyleki İstanbul'un fethinde kullanılan kızak ağaçların Tokatköy'den getirildiği rivayet edilir. Bir Fatih Sultan Mehmet hayranı olan benim için burası ayrıca manidardır, bana.
Tokatköy'ün çoğu bölümü ormanlarla kaplıdır. Ender bulunan mavi göknar çamı burada bulunur. Osmanlı imparatorlarının zamanında padişah ve çevresinin avlanma sahası idi eskiden mesire yeriydi. Hz. Yuşa'nın türbesi buradadır Yuşâ Tepesi denilen yerde eskiden bu tepenin adı "Dev Dağı" olarak belinirdi. Mahallenin girişinden sonuna kadar dev çınar ağaçları sağlı sollu yol boyunca uzanır. Fatih Sultan Mehmet Tokat ilinin fethiyle buraya Tokat kalesine benzer bir kale ve içinde çiçek bahçesi yaptırmıştır. Bu bahçe imparatorun çiçek bahçesi olarak tarihe geçmiştir.
İşte Hüdavendigar Caminin bahçesindeki çiçeklerde hala eski ihtişamlı günlerin şaşaasını ısrarla bünyesinde barındırmaya devam etmektedir. Bu ahşap camiin avlusu, hele ki şadırvanı ayrıca devek deriz...yani kocaman bir üzüm asması ile kuşatılmıştır. Hani şimdi mevsim bahar ya goncalanmış üzüm dalları yepyeni dirilişleri idrak etsin diye cemaat ayet ayet insanlarla diyaloğa geçmek ister gibidir. Asma, nerdeyse dile geldi gelecek!
Şeyhime ne kerametler yakıştırılır ki sormayın. Evde kalmış kızlara kocadan, evin iş bulamaz oğluna kısmet açmaya gelenlere...Kaynana gelin dırdırını kesmeye kadar. Bunlarla ilgili yakıştırmalara bir şey demeyeceğim. Ama gelin görün ki, bizzat şahidim yani... uyuşturucu ve kötü alışkanlıkların terki hususunda...hani derler ya; nefesi keskindir şeyhimin.
Kapısına gelipte uyuşturucuyu bırakmayan kalmamıştır.
Alkolü...
Kumarı...
Ve dahi pek çok büyük günahı!
...
Şeyhimi bilen bilir de...bilmeyenler için hakkında kısaca da bilgi vermek isterim.
Kendisi aslen zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açmış. Ama hazin bir doğum hikayesiyle.
Babası avcılığa meraklı bir adammış. Annesinin kendisine hamile olduğu son günlerde, adam tutturmuş illa ki ava gideceğim diye. Almış yanına da hanımını. Hava kar-kış-kıyamet...
Aslen Kastamonu'da ikamet etmektelermiş. Ilgaz dağlarında bir de dağ evleri varmış. Bir kaç gün kalmışlar dağevinde. Dağın havasından mıdır,, yol yorgunluğu mu?...Her neyse şeyhimin anneciği daha doğuma iki ay varken dağ başında sancılanıvermiş. Babası apar-topar şehrin, şehirdeki hastanenin yoluna koyulmuş. Ama gelin görün ki, kaderin planı devrede imiş. Ağların örgüsünden ise, erken doğum neticesi şeyhimin minik beyni bir süre oksijensiz kalmış. Anomali bir netice olarakta bu durum şeyhimin ömrünün fiziken yarı özürlü bir bedende sürdüreceği bir sürecin temelini atıvermiş. İlerleyen zamanda vücudu gelişememiş...Ve biz insanların "cüce" diye isimlendirdiği bir akıbeti yaşamak durumunda kalmış.
Daha sonra ailenin bir kız çocukları dünyaya gelmiş.
Şeyhim diyorum, sakın gözünüzün önüne yaşlı başlı bir adam fotografı getirmeyin. Şeyhim henüz çok genç. Allah kendisine ziyadesiyle hayrlı bir ömür versin; 33 yaşında. 
Şeyhimi tanıyanlar muhakkak çoktur amma, onun kız kardeşini tanımayan yoktur. Kız kardeşi hanımefendi bir tv oyuncusudur. Türkiye'nin en meşhur aktristlerindendir. Oynadığı her dizi mutlaka fenomen olmaktadır. Adeta onun dizisi tv de yayınlanmaya başladığında hayat bir şekilde durmakta, sokaklar bile boşalmaktadır.
Şeyhim henüz okul çağına gelmezden önce aile umudunu yitirir şeyhimin rahatsızlığından dolayı bulabileceği şifaya dair.
 Şeyhim henüz ilkokulun üçüncü sınıfına gelmiştir ki mahalle baskısı nedeniyle ailesi bunalmıştır. Zengin olan baba ve hatta anne çocuklarının bu hallerini kendilerine yakıştıramazlar, çocuklarına gereken ihtimamı da göstermezler. 
Anne babanın bütün ilgisi kız çocuklarına odaklanmıştır. 
Şeyhim ise gerek mahalleden gerekse okuldaki arkadaşlarının...ki bazen çocuklar çok acımasız olabiliyorlar; "cüce" diye lakap takıp aşağılayıcı şakalrından bıkmış usanmıştır.
Ancak kendi iç aleminde bir savunma mekanızması oluşturmuş, bütün olup biteni sağduyusu ile savuşturmaya çalışmıştır.
"Biz özürlüler...engelliler; Allah'ın bütün insanlığa hediyesiyiz. Bizim durumlarımızı ibret alıp, çok ça şükretsinler diye!"
Aynı zamanda dünyevi bir yaşam algısı olan ailesinin kendisinden kaçıp bir nevi uzaklaşmaları kendisini Rabbine yakınlaştırmaktadır.
O çocuk aklıyla; "bütün bunların sebebi sevgisizlik. İnsanlar Rablerini sevmiyorlar. Rablerini sevmedikleri içinde birbirlerini sevmiyorlar."
Referansı ise bir takvim yaprağında okuduğu Hadis;
"Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!"
...
Hasılı, aile biraz da babanın işleri dolayısıyla Kastamonu'yu geride bırakıp geriye kalan ömürleri için yeni yaşam alanı olarak İstanbul'u seçerler.
Hayata tutunmak için artık şeyhim sürekli olarak Rabbine sığınmayı seçer. Ancak bu yönelim içeriğinde ne skolastizm ne de dogmatizm barındırır.
Aradan zaman geçer. Anne baba seküler yaşamlarına kızlarının bir şekilde dahil olacağı magazin yüzlü bir hayatın müdavimleri olarak devam ederler.
Şeyhim ise başarılı bir öğrencilik hayatının ardından bitirmiş olduğu makina mühendisliğinin arkasından bir de ilahiyat eğitimi almaya başlar. Bu süreç ailesiyle zaten zayıf olan bağlarınında kopmasına neden olur.
Onun oldum olası dine olan eğilimini fiziki yoksunluğuna yormuşlar, fazla da üstüne gitmemişlerdir.
Ancak bir de "imam" olacağım demesi aileyi çileden çıkarmaya yetmiştir!
...
Kısa tutmaya çalışıyorum, şeyhimin hikayesini anlatırken. Daha detaylı bilgi edinmek isterseniz, şeyhimi yakından tanımak isterseniz hepinizi Beykoz/Tokatköy'e beklerim. Hüdavendigar camiine...
Unutmayın; her pazar, ikindi namazına...
...
Yaklaşık yedi yıl önce...
Şeyhim...ki henüz bizim dahi tanışıklığımız başlamamıştır.
Şeyhim göreve başlayalı henüz iki sene olmuştur, Hüdavendigar camiinde.
...
İkinci filminin çekim setinde şeyhimin kızkardeşi...aslında hiç bahsetmediği ağabeyinden...biraz da sanırım almış olduğu alkolün etkisiyle...bahseder; ilerici-gerici konulu bir mevzuun ardından.
Kendisini rakip gören bir meslektaşı bu durumu bir şekilde basına yansıtır.
"Ünlü sanatçı (A.A.) nın kardeşi Cüce İmam..."
Bu durum o zamanlar Türkiye'nin en çok konuşulan konularından birisi olmuştur. Şeyhimin görev yaptığı camiye gelip haber çıkartmaya....ve hatta durumdan vazife çıkarmaya çalışan paparizzilere...siyasi habercilere kadar, akbaba gibi saldırmışlardır şeyhimin hayatına.
İşin en enteresan kısmına gelince...
Hani olayı basına yansıtan...şeyhimin kızkardeşinin rekabet halinde olduğu o dönemin yıldızlarından hanım oyuncunun erkek kardeşi bir akşam kafayı çeker. Sonraları hap aldığından, uyuşturucu kullandığından bahsedilmiştir.Olayın iç yüzü öyle yansımıştır basına da, yalanlanmıştır bir şekilde...
Pür dikkat kesilin. Anlatacaklarımın ilginç kısmına geliyoruz.
...
Bu arada size kendimden bahsetmiş miydim? Ben BayX! Serbest gazeteci. Kasımpaşalı ismindeki romanımdan tanıyanlarınız vardır beni. Bir de Çanakkale'de Vurulduk isimli çok satan romanımdan.
...
(T.Ö) isimli sanatçı bayanın kardeşi, M. arkadaşı H, yı da yanına alarak Hüdavendigar Camine gelir, bir pazar günü ikindi namazı vakti. Niyetleri Cüce İmam'la kafayı bulmaktır.
Şeyhimle kafayı bulmazdan önce camiinin avlusunda yanlarında getirdikleri melanetle iyice kafayı bulurlar.
Bu arada namaz bitmiş, cemaat dağılmıştır. Şeyhim ise tam camiyi kapatıp lojmanına doğru yönelmişken az öteden gelen iniltilere kulak kesilir. Sesin geldiği yere yönelir. Bakar ki gençten iki kişi pür-ü perişandır.
Hemen hastaneyi, polisi durumdan haberdar eder. Neticede maalesef uyuşturucu komasından H. hayatını kaybeder. M. ise hayatını kurtarmakla birlikte aylar süren yorucu bir tedavi sürecine başlar.
İyi aile çocukları oldukları için M ve H nin akıbetleri gerekli ihtimam neticesi basından saklanır. 
...
Hani gazeteciyiz ya...Olayların gelişiminden bir şekilde benim haberim olur. M ile bir ortamda bundan söz ederiz. M aslında hayatını kurtaran Cüce İmam'a teşekkür etmek istemektedir. "Hadi gidelim" dememle benimde hayatımı dönüştürecek hikayemizin başlangıç evresi başlar.
...
Bu arada şeyhimin ailesi...yani anne babası bir trafik kazasında mevta olurlar. Kendisine yüklüce bir miras düşer. Abi kardeş ise herşeye rağmen iki ayrı dünyanın insanları olarak hayatlarına ayrı olarak devam ederler.
...
Şeyhim ailesinden kalan para ile küçük bir vakıf kurar, anne ve babasının adlarına. Tek bir amacı vardır bu vakfın. 
İnsanlara Allah'ı anlatmak ve sevdirmek. Bunun için Kuran'ın anlaşılması için çalışmalıyız, der. İlahiyat fakülteleri, Diyanet ve üniversitelerin diğer bölümlerinden çeşitli hocaları biraraya getirerek...cüz cüz...sure sure...Yepyeni bir anlayışla Kur'an Tefsiri hazırlanmasına sebep olur. İşte bugün ben bu Kur'an tefsirinin basılan ilk cildini almak için Beykoz yolundayım.
...
M ile birlikte tanışırız, şeyhimle...
Aramızda kuvvetli bir dostluk oluşur.
Hoş sohbet, muhabbet!...
Der; toplum olarak sancılı bir süreçteyiz. Evlatlarımızı Müslüman Türk olarak yetiştirmekten başka çaremiz yok. Hatta laf aramızda ben dahi yazmış olduğum 26 kitabı şeyhimin ilhamıyla yazdım...
O gün bugündür bu uğurdadır yaptığım bütün çalışmalar...
...
M ile şeyhimin ilişkisi...M nin düzelen hayatı dikkatini çeker M nin ailesinin...Ve dahi, ablasının...
...
Şeyhim ile abla...bir dönemin yıldızlarından olan hanımefendinin yani...yakın zamanlarındaki izdivaçlarından bahsetmek ise istemiyorum. Aralarındaki aşk romantik filmlere taş çıkartacak cinsten.
...
Şimdilik bu kadar yeter. İleride nasip olursa hikayeyi daha da detaylandıracağım.

Kısaca bugünümden bahsetmeye çalıştım, sizlere.
...
Sahi; sizin gününüz nasıl geçti?
...
SIKICI! diyenler, iyisi mi siz haftaya bana takılın!

FEHMİ DEMİRBAĞ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder