12 Temmuz 2019 Cuma

ÜLEŞTİRELİM Kİ ELEŞTİRİLMEYELİM!

İnsanlık tarihine bir göz gezdirelim hele!
Hele bir bakın; izzetin, onurun, şerefin, haysiyetin, namusun ve ifffetin sembolü olarak ancak "Müslüman Türk Kadını"nı görürsünüz!
Batının kendilerince en büyük başarısı olarak görülmesi gereken tek şey işte bu sembol kadını ne hazindir ki bir paçavraya çevirmiş olmasıdır.
O kadın ki devlet kurar, yetiştirdiği evlatlarıyla tüm dünyaya adaletle nam salardı.
Şimdilerde o kadının nesilleri Evlad-Fatihan topraklarında ağıza alınmayacak, galiz ifadelerle kendilerini aşağılar ve bu aşağılanmayı medar-ı iftihar meselesi yapmıştır.
Burnunun ucunu göstermeyi hicab meselesi yapan o kadınların çocukları bugün şehrin sokaklarında mağara günlerindeki gibi yarı çıplak arz- endam etmekteler.
Göz kapaklarıyla bile zina belasından uzak duranların nesilleri şeytanın bile aklına gelmeyecek alfabetik yöntemlerle oluşumlara girdiler.
Allah'ı birlemenin dışında bir gayesi olmayan bu topluma ne oldu ki kendilerini kafirlikle tanımlar hale geldiler?
Adaletle hükmetmekten gayesi olmayanların çocukları zulümleriyle övünür hale geldiler.
Verdikleri sözleri tutmak adına canlarını ortaya koyanların çocuklarına ne oldu ki, fırıldaklıkta, cambazlıkta hüner sergiler oldular!?
Ne oldu ki merhametle bütünleşmişlerin çocukları her şeye, herkese kan kusturmaya başladılar.
Daha dün...Savaşlarda bile düşmanına bile arkadan yaklaşmayan, onların çoluk-çocuklarına, yaşlılarına, hastalarına, kadınlarına-kızlarına ilişmeyenler bugün kendi aile ortamlarında karılarına-kızlarına, analarına-babalarına, kundaktaki bebelerine bile hayatı zehir eder hale dönüştüler.
Bize ne oluyor?
Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen Ebu Cehil medeniyetine karşı bir mücadele veren Tevhid ehlinin çocukları şimdi onlar gibi olmak adına amansız bir yarışa girmiş durumdalar.
Hepi topu 150 yıla sığdı bu dönüşüm.
İlmi terketmedik mi bu süre içinde?
Skolastizmi benimsemedik mi?
Bana ne, sana ne, ona ne, kime ne demeye başladıktan beri.
Biz ki bir kötülükle karşılaştığımızda ona eliyle, diliyle, kalbiyle mesafe koyması gerekenler!
Aksine susup da kenardan seyretmeyi olimpik bir branş olarak adletmedik mi?
Akletmeyi zül kabul ederek. Matah bilerek taklitçiliği!
İtiraz edenleri de oyun bozan olarak lanse etmedik mi?
Bize neler oldu?
Sorgulamaktan kaçınmadık mı?
Bir şehir dininin midavimleri köylülüğü, cehaleti, bedeviliği övünç meselesi hale dönüştürmeyi meziyet bilmedik mi, 150 yıldır?
Kıymadık mı kadınlarımıza?
Kadınlarımız üzerinden çocuklarımıza!
Allah'dan başkasına kul olmayı reddetmesi gerekenler, heva ve heveslerimizin öncülüğünde egemenlere karşı, hegemonlara karşı teslimiyeti yaşam felsefesine dönüştürmedik mi?
Susmadınız mı siz din uluları, olan bitenlere?
Öğretmenler, öğretemeyenler; konuşsanıza!
Siyasiler...Lillah aşkına çocuklarımızın geleceğinden, dolayısıyla ülkemizin geleceğinden endişe etmiyor musunuz?
Aydınlar, hangi karanlık fanusun dibinde ziyayla kavga halindesiniz, farkında değil misiniz?
Bakın yakın zamanda!
Derler ki adına Onur!
Yürüyüşünde Haziran'ın son haftasında!
Çanakkale Belediyesi, Edirne Belediyesi, Nilüfer Belediyesi mutant bozukluğuna tabi olmuşların eylemine destek vermeseydi.
Yani Çanakkale ruhunu hortlatmasaydılar!
Nasıl da güzel uyuyor olacaktık?
Ki çocukları teşne yapmasalardı rezaletlerine; pedafolik davranmasaydılar? Uykumuzun en zirve anında değil miydik?
İstanbul Sözleşmesi isimli melanet metin, Sevr'den daha tehlikeli içeriğe sahip diye bas bas bağırırken biz, kimin kulağı bizdeydi?
Önce şehirleşmeyle girdiler kanımıza, moderniteyle diye...
Sonra komşuluk hukukumuzu da lağvettiler dediğimizde...
Akrabalık, akbabalığa döüşüyor dediğimizde kim kulak verdi bize.
Kafirleştiriliyoruz diye baba bas bağırdığımızda...
Kültürel yozlaşma ve cehalet sonumuzu getirecek diye dertlendiğimizde...
Aile, son kalemiz; 6284 bu kalenin dibindeki bombanın adı...Kademe kademe mor bir çatının altına sokuluyor Müslüman Türk kadını, bohemya adına dediğimizde!
Ah markalar, ah vitrinler diyordu ya Peyami Sefa; Türk kadınının sonunu getirecek olan!
Neden bana kulak kabartmıyorsun diye sitemlendiğinde Akif, merhum!
"Ey dipdiri meyyit! İki el bir baş içindir" diye haykırdığında 100 yıl önce onu da görmezden gelmedin mi ey halkım?!
Çocuk edebiyatı olmazsa olmaz diyen benim! Hatta ninni!
İnternet henüz www.com aşamasındayken bu mecrada olmalıyız; çizgifilmler, oyunlar üretmeliyiz dediğimde kallavi-kelli-ferli abiler-ablalara...Tınlanmayan bendim!
Şimdi sızlanmayalım mı yani?
Oyuncak ve oyunlarda informal eğitimin bir parçası diye içi yanan şu kardeşinize de kulak vermediğinizi hatırlatırım, falanlar-fişmekanlar!
Müslüman Türk'ten daha başka kaç topluluk vardır ki "onur" kelimesinin hakkını anasının ak sütü kadar hak etsin!
For example; 15 Temmuz!
Ama hak etmiyoruz kardeşim ibneleşmeyi-leşleşmeyi!
Onur yürüyüşü ne demek kardeşim!
Bu kadar mı onurlarımız ayaklar altında!
Ey kader!
Ey tarih konuşsana;
Biz bu kadar pespayeleşecek ne yaptık?
Neyin cilvesidir ki peygamber övgüsüne mazhar milletin çocukları...Hanımları; Bizanslı dilberler gibi, anadan üryan dolaşmaktalar İstanbul'umun sokaklarında!
İstanbul'umun sokaklarından çığlıklar yükseliyor meleklerin katına!
Yutkunuyorsa melekler;
henüz masum çocukları var bu ümmetin!
Umud vaad eden!
Hakkı ve sabrı tavsiye eden dilleri var, vaaz eden!
Allah büyüktür!
Hem de en büyük!

FEHMİ DEMİRBAĞ



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder